Adana’da Kalbinden Vurulan Genç Hakkında: “Bizde İnsanın Kıymeti Yok!”

Adana’da Kalbinden Vurulan Genç Hakkında: “Bizde İnsanın Kıymeti Yok!”

Alparslan Kuytul Hocaefendi, katıldığı Hasbihal programında kendisine yöneltilen “Adana’da dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle Suriyeli bir gencin kalbinden vurularak öldürülmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusunun üzerine açıklama yaptı. “Bizde insanın kıymeti yok” diyen Alparslan Kuytul Hocaefendi, hatayla yapılmış olsa bile devletin olayın failine sahip çıkmaması gerektiğine değindi. Vefat eden gencin ailesine de baş sağlığı ve sabır dileyen Alparslan Kuytul Hocaefendi şu şekilde açıklama yaptı;

Suriyeli genç olayını da Ali Erbaş’ın açıklamasını da böyle bir tartışma olduğunda duydum. Geç duyduğumdan dolayı bu açıklamayı da biraz geç yapmış oldum. Kalbinden vurulan gencin olayı herhalde Pazartesi olmuş, ben bugün (Çarşamba) duydum. Pazartesi sokağa çıkma yasağı yoktu. Bu genç 20 yaşından küçük olduğu için ona yine sokağa çıkma yasağı vardı. Ama devlet, 18-20 arası olan gençlerin çalışma zorunluluğu varsa çalışabileceğini ilan etmişti. Ve bu gençte okuduğum bilgi doğruysa 18 veya 19 yaşındaymış, dolayısıyla sokağa çıkabilirdi.

Diyelim ki sokağa çıkma yasağı olsa bile sokağa çıktı. Ne oldu yani kıyamet mi koptu? Onu vuran polis kaç yaşında bilmiyorum ama kendinin hiç mi evladı yok ya da hiç mi kardeşi yok? Diyelim ki sokağa çıkmış, evde sıkılmış, belki de işe çalışmaya gidecekti. Hata etmiş olabilir, çok çok yakalarsın, ceza kesiyorsan kesersin. Ondan sonra en kötü ihtimalle emniyete götürüyorsan götürüsün, savcıya çıkarıyorsan çıkartırsın, sen görevini yapmış olursun.

Kurşun sıkmak ne demek? Hem de kalbinden vurmak! “Efendim oruçtum istemeden oldu. Silah kendi kendine ateş aldı.” Bunlara kimse inanmaz. Böyle bir durumda kalbinden vurduğuna göre hedef seçerek, hedef gözeterek vurduğun açıkça belli… Bu gibi yalanlar her zaman katillerin baş vurduğu yalanlardır. Bence o kişi şu anda çok pişmandır. Eğer bir de yaşı başı varsa, kendi oğlu kızı varsa onları düşünsün, o zaman bin defa daha pişman olur. Senin oğluna kızına birisi böyle yapsa sen ne yaparsın?

Aslında bu şunu gösteriyor; insanın kıymeti yok, insanın kıymeti yok. Kur’an-ı Kerim İsrâ 70. Ayette “Andolsun, biz Ademoğlunu yücelttik; onları karada ve denizde (çeşitli araçlarla) taşıdık, temiz, güzel şeylerden rızıklandırdık ve yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık” buyuruyor. Ama bunlar insanın şerefini, şerefli bir varlık olduğunu unutmuşlar. Neden?  Çünkü kimler şerefli? Zenginler şerefli… Bunu zengine yapamaz. Zengine bir yapsın da görsün. Ne kadar mal ne kadar mülk o kadar şeref! Toplum böyle olmuş, bu hale getirilmiş, fakirin kıymeti de şerefi de yok! Kur’an-ı Kerim; bir insanın böyle eften püften sebeplerini sebep saymaz. Mâide suresi 32. Ayette “Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur” buyuruyor. Eğer böyleleri; bunları düşünse bu kurşunu sıkamazlar. Demek ki ‘bir insanı haksız yere öldüren, bütün insanları öldürmüş gibidir’ demek; “Allah insana bu kadar değer veriyor” demektir. Ama insanın değeri kalmadı. Çünkü maddenin hâkim olduğu bir toplumda yaşıyoruz, maddi durumuna göre değerlisin. İşte bunun sonucunda böylesi cinayetler gerçekleşiyor.

Valilik, polisi korumaya kalkışıyor, öyle bir kanun koymuşlar ki tamamen devletçi bir nizam, polisi koruyan bir nizam, validen soruşturma izni çıkmadan polise soruşturma açılamıyor, o zaman savcı ne için var? Polisin özelliği ne? Neden valinin izni gerekiyor? Validir, izin vermiyor. Ona hesap sorulmayacak mı? Kanundan üstün bir şey olmamalıdır. Neden valinin izni gerekiyor? Çünkü devlet, kendi polisini korumak istiyor. Polisin içinde iyisi var, kötüsü var. Diyelim ki birisi kötülük yaptı, bunu niye koruyacaksın? Yüz binlerce polis var, içinden böyleleri de olacaktır. Bir polis, iki polis, üç polis böyle bir şey yaptı diye koskoca polis teşkilatı da suçlanamaz. Bu iftira olur, bu da günahtır. Her yerde kötülerde var, iyiler de var. Yani bizim içimizden birisi gitse ve bir adam vursa ya da hırsızlık yapsa, bir kötülük yapsa şimdi hepimizi itham etseler doğru olur mu? Olmaz. Aynı şekilde poliste olsa bu böyledir. Ama devletin de o polisi korumaması gerekir.

Onun ailesi var, annesinin babasının ciğeri yandı. Sahipsiz mi buldunuz? Suriyelidir diye kıymeti yok mu? Ondan dolayı mı siz o olayların başlamasına ve Suriye’nin bu hale gelmesine sebep oldunuz? Sonrada Suriyelileri mecbur kaldınız, kabul ettiniz. Şimdi de kıymet mi vermiyorsunuz? Sahipsiz buldunuz diye mi rastgele kurşun sıkıyorsunuz? Yok ondan dolayı değil, bir kazadır oldu. Ne demek kazadır oldu? Sosyal medyada tepki gösterilmese ne hâkim ne savcı görevinin başında değil gibi… Tepki gösterilince tutuklanmış daha evvel tutuksuzdu ifadesi alınıp bırakılmış, sanki tavuk öldürmüş, 3 metreden adamı kalbinden, önden vurmuş arkadan değil, kaçma olayı da yok yani çocuğun yüzü polise dönmüş halde, geri geri kaçılır mı? Kaçacak olsanız sırtınızı dönüp kaçarsınız. Besbelli bu taammüden, kasten yapılan bir şeydir.

Konuşanları hapse atan devlet var. Böyle açık bir cinayet var, önce bıraktı ondan sonra tepkiler gelince tekrar tutukladı. Bakalım ne kadar hapiste kalacak, göreceğiz. Fikir suçluları yıllarca yatıyor, cinayet işlemiş bir polis ne kadar kalacak, göreceğiz. Tepkileri azaltmak için hapse attılar, sessiz sedasız bir bakmışsınız ki 2-3 ay sonra bırakmışlar. Olur mu olur, burası Türkiye.

Bu olay vesilesiyle şunun konuşulması gerekir. Acaba polis, eskisinden çok daha sert hale mi getirildi? Neden ve kimler tarafından daha sert hale getirildi? Yani polis devleti mi oluyoruz. Hukuk devleti olmaktan tamamen vaz mı geçtik?  Zaten pek yoktu. Tamamen vaz mı geçtik? Açıkça konuşulsun yani bu olay bir kişinin şahsi bir günahıysa tamam hepsini suçlamaya gerek yok ama gerçekten polis teşkilatında böyle bir hava mı esmeye başladı. Vatandaşa karşı daha külhan bey daha saygısız, böyle bir hava mı esmeye başladı. Ben merak ediyorum. Yani bu; onun sonucu mu? Eğer böyle genele yayılmış bir şey varsa, bu olaylar çoğalır ve insan öldüren polisler de çoğalır. Bu olayın üzerine gidilmesi gerekir. Bence İçişler Bakanlığı da Emniyet Genel Müdürlüğü de Adana emniyeti de özür dilemelidir.

O çocuğa da Allah’tan rahmet, ailesine de baş sağlığı diliyorum. Allah sabır versin. O mahalle de oturan arkadaşlarımız varsa ya da tanıyanlar varsa onlar da başsağlığına giderlere iyi olur. Evlerinin adreslerini öğrenebilirsek, arkadaşları da taziye için göndereceğim. Benim vaktim olmasa da en azından o şekilde bir taziyede bulunmuş olalım.

Mesele sadece bir insanın öldürülmesi değil, eğer böyle bir polis modeli meydana geliyorsa bu bir tehlikedir. İnşallah öyle bir şey yoktur. Böyle bir kişinin şahsi hatası olmuş olsun ama yine de buna gerekli tepkiler gösterilsin ki diğerleri de böyle bir şey yapmaya kalkışmasın. İnsanın kıymetini bilelim. Bir insanı haksız yere öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir. O polisin şimdi yapması gereken ‘hapishanede gece gündüz tevbe istiğfar etmektir.’ Benim ona tavsiyem budur.

Devlette; suçlu kim olursa olsun, kendi kardeşi de olsa, kendi polisi de olsa korumamalıdır. Peygamberimiz ‘kızım Fatıma olsa elini keserim’ buyuruyor. Bunlar polis olunca korumaya çalışıyorlar. Tepkiler gelince tutuklandı, bunu herkes biliyor. Demek ki sosyal medyanın iyi kullanılması gereklidir. Devlet dediğin, kendisi adaleti sağlamalıdır. Adliye dediğin, adaleti sağlamalıdır. Ama her halde sosyal medyayı kullanmadığınız müddetçe adaleti de çok beklersiniz. Adaleti isteyenler sosyal medyayı kullanmayı öğrenmeliler. Allah rahmet eylesin.

Dinlemek için tıklayınız;

01 Mayıs 2020

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?