Alparslan Kuytul Hocaefendi Hakim ve Savcılara Özgürlük İstedi!

Alparslan Kuytul Hocaefendi Hakim ve Savcılara Özgürlük İstedi!

Türkiye’deki Yargı sisteminde yer alan hukuksuzlukları ve zulmü kamuoyuna yansıtmak amacıyla basın bildirisi düzenleyen Furkan gönüllüleri Adana Atatürk parkında bir araya geldi. Basın bildirisine katılan Alparslan Kuytul Hocaefendi de bildirinin ardından konuşma yaptı.yaptığı konuşmada yargının siyasi baskı altında olduğunu vurgulayan Alparslan Kuytul Hocaefendi, hakim ve savcıların özgür bırakılmasını istedi. Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin yaptığı konuşmanın o kısmı şu şekilde;

  • Benim özgürlüğüm ve bütün mazlumlar için atkılı yürüyüşler yaptınız. Bunlardan ötürü nice arkadaşlarımız ifade vermek için çağrıldı. İfade vermek için ya telefonla çağırırsın ya da mektupla. Lütfen söylesinler, polis neden arkadaşlarımızın evine geliyor? Konu komşuyu korkutmak için ve ailesini korkutmak için geliyor. Başka neden olabilir? Telefonla çağırabilirsin. Neden kendi memurunu yoruyorsun? Memuruna da arkadaşlarımıza da zulmediyorsun. Böylece arkadaşlarımız korksun, kendisi korkmasa ailesi korksun, konu komşusu görsün. Polis, resmi kıyafet ve resmi polis otosuyla arkadaşlarımızın evine ifadeye davet etmek için neden gelir? Neden telefon ile neden posta ile çağırmaz? Bunların hiç birisi normal şeyler değildir. İnsanları korkutuyorlar. Çünkü yaptığı şey kanunsuzdur. Belki korkutarak insanlar yavaş yavaş uzaklaşır. Bu yöntemi izliyorlar.
  • Birçok belediyeye Kayyum atadılar. Kanunda; ‘eğer bir belediye başkanının terör ile bağlantısı varsa mahkemeler karar verir. Mahkeme kararı ile görevden alınabilir. Mahkeme kararı yok, İçişleri bakanı bir durum gördü ve acil görevden alınıyor.’ Daha evvel İçişleri Bakanının böyle bir hakkı yoktu. Mahkemeyle olurdu. İçişleri Bakanına yetki verdiler. Bütün yetkiler 3-5 adamın elinde toplandı. Görevden aldın. Kanuna göre; belediye meclisinde o partiden birisi onun yerine belediye olarak atanır. Ama öyle yapılmadı. Kaymakamlar, valiler kayyum olarak atandı. Kaymakamın zaten işi gücü var. Belediyecilikle bir alakası yok. Belediye meclisinde o partiden birisi belediye başkanı seçilebilir ama ‘hayır, biz atayacağız’ diyorlar. Demokrasi demiyor muydunuz? Bunun neresi demokrasi? Bu şekilde kayyum atanması da başka bir kanunsuzluktur.
  • Bu nasıl devlet? Beraat eden insanlara görevine iade hakkı verilmiyor, beraat ettiği halde yine işsiz güçsüz gezmeye devam ediyor. Ne diyorsun? Bu adam taş mı yiyecek! Devlet dairesinde iş vermiyorsun. Özel sektörde iş bulsa özel sektörü tehdit ediyorsun. Yurt dışına gidecek ona da müsaade etmiyorsun. Ne yapıyorsun?
  • Bazı bankalar KHK’lı iseniz size hesap açmıyor. Bu adam nasıl iş yapacak? Nasıl işini büyütecek?
  • Yine arabasına kasko yaptırmış ama kaza olmuş anlaşma gereği adam gidecek sigortadan hakkını alacak, ne kadar zayiat, masraf varsa o kadar kasko firmasından parasını alacak, kasko firması vermiyor. Sigorta şirketi diyor ki ‘bize genelgeyle şu listedeki kimselere ödeme yapılmayacak diye talimat geldi.’ Bu nasıl bir iş? Bu kanun değil. Bu kanunsuz işleri yazı ile göndermiyorlar. Kanunsuz yazı göndermiyorlar. Şifâen diyor ki böyle olacak…

Mesela beni tecritte koyuyor, ‘bir yazı ver’ diyorsunuz. Biz seni ‘şundan dolayı, şu kanunun şu maddesine göre tecrite koyduk. Veremem’ diyor. Bunun gibi birçok kanunsuzluklar var. Bunların hepsine temas etmemiz mümkün değil.

Bu KHK mağdurlarının;

  1. Bir kısmı iş sahibi olamıyor.
  2. Devlet dairesinde çalışamıyor.
  3. Özel firmada çalışamıyor.
  4. Bir kısmının emeklisi engelleniyor. Emekliliği gelmiş emekli olamıyor. Emekli maaşı bağlanmıyor.  Yani bir nefret var. Adalet yok nefret var. Adalet yok siyaset var. Adalet yok talimat var. Kişi emekli olmuş, 20 yıl 30 yıl prim ödemiş ama emeklisini ya uzatıp hemen vermiyorlar ya da birtakım mazeretlerle adamı illallah ettiriyorlar. Bazıları emekli oldu. Emekli olamayanlarında hakkı. Ne suç işlerse işlesin bu adam primlerini ödemiş ve bunun maaş alma hakkı var.  Bunu engelleyemezsiniz. Bunun gibi birçok haksızlıklar var.
  5. Kredi kartı borcunu kapatamıyor.
  6. Öğrenci bursu alacak, alamıyor.
  7. Ev kiralamak isteyenlerin ev sahibine bazı siyah gözlüklü adamlar gidip tehdit ediyorlar. Neden bunlara ev verdin?
  8. Bizim konferanslarımızda düğün salonu sahipleri tehdit edildi. ‘Neden bunlara düğün salonu verdin? Bir daha vermeyeceksin’ dediler. Düğün salonunun sahibi geldi: “Kusura bakmayın. Siyah gözlüklü adamlar gelip beni tehdit ediyorlar. O yüzden bir dahaki seneye bana Veremem” dedi. Aynı olay Almanya’da bile başıma geldi. Almanya’nın Dortmund şehrinde, Hamburg şehrinde iki yerde de konferans için tuttuğumuz yerin sahibini tehdit ettiler. Oraya kadar ellerini uzattılar.

Mesele şudur: “15 Temmuz darbesi ile İslami faaliyetler engelleniyor. Yalnızca cemaatler değil, cemaat olmayanlarda engelleniyor. Sürekli olarak baskı kuruluyor. Bir korku imparatorluğu meydana getiriliyor. Hiç kimse kendinden emin olamıyor.”

Bu operasyonlar üç buçuk senedir bu operasyonlar niye bitirilmiyor? Her gün üç beş kişi, üç beş kişi aynı bizim mahkemeler gibi… Her celsede bir, iki konuşma daha getiriyorlar.

11. Ağır cezada görülen terör mahkemesinde;

  • İlk iddianamede 6 konuşma vardı. Onlar da bir şey yok, cevabını verdim.
  • Baktılar ki bundan beraat çıkacak, bir iddianame daha getirdiler. Bir konuşma daha onda da bir şey yok, cevabını verdim. Benim terör örgütleri ile alakam yok ki onları öveyim, onların propagandasını yapayım.
  • Bunun üzerine bir iddianame daha getirdiler. 13 konuşma daha oldu. Toplam 20 konuşma oldu. 21 Ocak 2020 de olan mahkemede savcı artık mütalaa verecek, hâkim de karar verecek diye beklerken hâkim: “Dün akşam 16.53 de saat 5’e 7 kala bir mail geldi. Antep’ten ve Malatya’dan bir vatandaş şikayetçi olmuşlar. Hangi konuşmadan şikayetçi olmuşlar incelememiz lazım evet ne olmuş olmuşsa şikayetçi olmuş, hangi konuşmadan şikayetçi ise onu incelememizi lazım diyerek 3 ay sonraya gün verdi.” Son dakika. Hakimlerde bu durumdan rahatsız. Hakimlerde yılmış, usanmış artık.

Ey zalimler! Şu yargıdan elinizi çekin. Hâkimleri ve savcıları özgür bırakın.

Bundan sonra “Alparslan Kuytul’a özgürlük değil, hakimlere ve savcılara özgürlük” dememiz lazım.

Konuşmanın tamamını okumak için tıklayınız;

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?