Alparslan Kuytul Hocaefendi ile Hasbihal-7
Alparslan Kuytul Hocaefendi ile Hasbihal-7
27 Mar 2020

Alparslan Kuytul Hocaefendi, her hafta halka yönelik yapmış olduğu tefsir dersi yerine geçen hafta cuma günü takipçileriyle hasbihal programı gerçekleştirdi.
Hasbihal esnasında gündemi değerlendirerek takipçilerinden gelen soruları cevaplandırdı.

Sunucu: Hocam imtihanda ilk anda sabır zordur, bu sabrı nasıl gerçekleştirebiliriz?

Alparslan Kuytul Hocaefendi:

İmtihanlar birkaç çeşittir:

  1. Allah'ın bazı şeyleri farz kılması,
  2. Allah’ın bazı şeyleri haram kılınması,
  3. Allah-u Teâlâ’nın musibet vermesi, insan için imtihandır.

Musibetler Karşısında İmtihanı İlk Anda Kazanabilmek Ne ile Mümkündür?

Her an Rabbiyle birlikte olan insanın, ilk anda imtihanı kazanması mümkün olabilir. Bu ilk anda kazanma ile ilgili bir gün Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir kabrin başında, ölen çocuğuna ağlayan bir kadın görüyor. Efendimiz de oradan geçerken kadına diyor ki ‘Ey Kadın! Sabret.’Kadın Peygamberimizi tanımıyor (Tabii eskiden fotoğraf yok, televizyon yok, hiç görmemiş tanımıyor) ve Peygamberimizi kovuyor.‘Git başımdan, sabret demesi kolay benim çocuğum öldü’diyor. Peygamberimiz bakıyor ki kadın kendisini tanımıyor, bunun üzerine gidiyor. Uzaktan olayı seyredenler, geliyor ve diyorlar ki ‘biraz evvel sana birisi uğradı. Ne dedi?’ Kadın ‘bana sabret’ dedi. Peki‘sen ne dedin?’‘Bende onu kovdum’ deyince ‘O kimdi biliyor musun?’ dediler. Kadın‘hayır bilmiyorum’ dedi.‘O peygamberdi’ dediler. Bunun üzerine kadın acısını unutuyor, Peygamberimizin peşine koşuyor ve diyor ki ‘Ya Resulallah! Beni affet, Seni tanımadım. Bundan sonra dediğin gibi, senin bana tavsiye ettiğin gibi sabredeceğim’ dedi. Efendimiz bunun üzerine kadına ‘Ey Kadın! Sabır musibetin başa geldiği ilk andadır’ buyuruyor. Yani üç gün sonra, on gün sonra, bir sene sonra kâfir de sabreder, Müslüman da sabreder, facir de sabreder, muttaki de sabreder, takva sahibi olan da olmayan da sabreder. Tabii yapacak bir şey yok, musibet gelmiş bir yakınını kaybetmiş ya da bir malını mülkünü kaybetmiş elbette yapacak bir şey yok. Eninde sonunda sabreder ama kâfir ya da facir önce isyan eder, ondan sonra sabreder. Ama aylarca veya günlerce sızlanır, durur. Ondan sonra sabreder. Müslüman ise ilk andan itibaren sabreder. Kur’an-ı Kerim o müminleri anlatırken ne buyuruyor? Onlara bir musibet isabet ettiğinde ne derler?"İnne lillahi ve inne ileyhi râciûn"“Allah’tan geldik, yine O’na döneceğiz.”Kur’an-ı Kerim bunu bize öğretiyor. Yani bir musibete uğradığınızda vah vah etmemek, feryat figan etmemek,"İnna lillahi" demek gerekir. Yani her şeyim Allah için, ben de benim sahip olduklarımda hepsi Allah içindir. O halde Allah istediğini alır. Zaten biz de ona aitiz.Siz de ben de ona aitim. Benim sahip olduklarım da ona ait.Dolayısıyla o istediğini alır, Allah bana bundan çok daha güzellerini verebilir ve o musibet olmasaydı da biz yine Allah'a dönecektik,yine ölecektik ve her şeyi bırakıp bu dünyadan gidecektik.O halde ‘feryat figana gerek yok’ demiş oluyoruz.

İmtihanı Başarmak Ne ile Mümkündür?

Musibetin geldiği ilk anda sabretmek ve imtihanı o anda kazanmak önemli ama bunu başarmak ne ile mümkündür? Eğer insanın sürekli aklında Rabbi yoksa, o anda imtihanı kaybeder.İlk anda imtihanı kazanabilenler;sürekli akıllarında Rabbi olan insanlardır ve sürekli Rabbi ile meşgul olanlar, takva sahibi bir hayat yaşayanlar, her şeyin Allah'a ait olduğunu düşünüp tefekkür edenler, hayatın her alanında Allah'ın hâkim olduğunu bilenler, Allah'ın kitabına göre yaşayanlar imtihanı başarabilirler.

İnsanın imtihanı kazanması o musibet esnasında gerçekten çok zordur. Eğer sevdiği bir insan öldüğünde "inne lillahi ve inne ileyhi râcin" diye bilmek istiyorsa ya da "elhamdülillah" diyerek Allah'a hamd edebilmek istiyorsa, bu insanın sürekli Rabbiyle birlikte olması şarttır. Yoksa o anda imtihanı kazanamayacaktır. Kudsi bir hadiste, Allah Azze ve Celle meleklere sorar; “Filan kulumun çocuğunu ne yaptınız? Melekler der ki‘Ya Rabbi canını aldık!’‘O kulum, babası, annesi ne yaptı?’Melekler der ki ‘Ya Rabbi! Sana hamd etti, Elhamdülillah’ dedi. Allah Azze ve Celle buyurur ki‘o kuluma cennette bir köşk yapılsın, adını da hamd köşkü koyun, madem ki bana hamd etti, ben de ona hamd köşkünü hediye edeceğim.’Demek ki bu bir hayal değil, böyle insanlar var, bu mümkün ve çok defalar da gerçekleşmiştir.

İmtihanı başarabilen insanlar nasıl başarıyorlar? İşte onlar; kuvvetli bir imana sahip olan ve sürekli olarak aklında Rabbi olan insanlardır. Sürekli Rabbinin kitabını okuyan, Rabbinin yarattığı varlıklara bakan ve bunlar üzerinde tefekkür edenler, haramlardan uzak duranlar ve dünyaya mesafeli olanlar yani dünyayı çok sevmeyenler imtihanı başarabilirler. İnsan, dünyayı çok severse bir musibete uğradığında, elinden bir şey alındığında mutlaka feryat edecektir.

İlk anda imtihanı kazanmak için dünya sevgisinin kalpte azaltılması şarttır. Dünya derken; bunun içerisinde evlat sevgisi de var, mal sevgisi de var. Dünya sevgisi fazla olan kimseler böyle bir durumda kesinlikle çok sevdikleri bir şeyi kaybetmiş olduklarından feryat edeceklerdir ama dünyayı çok sevmeyenler böyle bir musibet ile karşılaştıklarında daha rahat teslimiyet gösterip, imtihanı kazanacaklardır.

Tamamını izlemek için tıklayınız:

https://www.youtube.com/watch?v=TcZsnsNcVxQ