Alparslan Kuytul Hocaefendi’den:”Sözde Yüzyılın Anlaşması” Konulu Kudüs Açıklaması!

Alparslan Kuytul Hocaefendi’den:”Sözde Yüzyılın Anlaşması” Konulu Kudüs Açıklaması!

Alparslan Kuytul Hocaefendi, 02.02.2020 tarihinde gerçekleştirdiği basın açıklamasında İsrail’in yapmış olduğu zulümleri ve Amerika’nın asrın planı dediği planı protesto etmek amacıyla toplandıklarını açıkladı. Konuşmasında İstasyon meydanında miting yapmak için başvuru yaptıklarını ancak, hiçbir haklı gerekçe gösterilmeden mitinge müsaade edilmediğini söyleyerek haksız muameleyi bir kez daha kınadı.
Ayrıca başta Kudüs olmak üzere Ümmeti Muhammed’in kurtuluşunun sünetullahı bilmekten geçtiğini ve Müslümanlar olarak vazifemizi ve sorumluluklarımızı yerine getirmemiz gerektiğini vurguladı.
Konuşmanın tamamını okumak için;

KUDÜS MÜSLÜMANLARINDIR.

“Kardeşlerim! Bugün İsrail’in yapmış olduğu zulümleri ve Amerika’nın “yüzyılın anlaşması” dediği planı protesto etmek amacıyla burada toplandık. Aslında bu kalabalığın buraya sığmayacağını bildiğimiz için İstasyon Meydanında bir miting yapmak istedik ama Adana Valiliği hiçbir haklı gerekçe göstermeden mitinge müsaade etmedi ve bizi bu dar alana sıkıştırdı.

Müslümanlar neden hep eziliyor?

A) Dünya’nın yarısı bizim elimizdeyken ve biz dünya devletiyken, ne oldu da ümmet olarak bu duruma düştük? Allah Azze ve Celle kitabında hangi şartlar gerçekleştiğinde hangi sünnetiyle muamele ettiğini anlatır. Bizden evvel de nice ümmetler geldi geçti. Bu ümmetler vazifelerini yaptıkları müddetçe, Allah onlara yardım etti. Ne zamanki vazifelerini yapmaz hale geldiler, işte o zaman Allah onları parçaladı ve onlara vermiş olduğu sancağı onlardan geri aldı. Bu Allah’ın sünnetidir.
Fetih suresi 23. ayette Allahu Teâlâ: “Ve len tecide li sünnetillêhi tebdilê” “Sen Allah’ın sünnetinde kesinlikle bir değişiklik bulamazsın” buyuruyor. Allah Azze ve Celle başka ümmetlere uygulamış olduğu sünnetini bize de aynı şekilde uygular. Yer çekimi herkesi etkiler. Uzaya gitmek isteyenler; ister Müslüman olsun ister olmasın, aynı kanunlara tabidirler. Yani yer çekiminden kurtulmak zorundadırlar.

Allah’ın gerek tabiata gerekse toplumlara koymuş olduğu kanunlar, yasalar bütün toplumlar içinde geçerlidir. Bizden evvelki ümmetlerden mesela bu zulmü yapan İsrailoğulları, Hz. Yakub’un nesli, Hz. Musa’nın da ümmetidirler. Bu sancak, Hz. İsmail’in torunu olan Peygamber Efendimizden evvel Hz. İbrahim’in diğer oğlu Hz. İshak’ın neslindendi. Bu sancak, Hz. İshak’ın oğlu Hz. Yakub’un zamanında vazifelerini yapmış olsalardı, onların elinden alınmayacaktı. Vazifelerini terk ederek rahata meylettiler.
Bir ümmete verilmiş olan vazife;
1- Yeryüzünde kula kulluğu kaldırmak, insanların sadece Allah’a kul olmasını sağlamak,(bütün beşeri ideolojileri yeryüzünden silmekle Allah’ın hakkını Allah’a vermekle, bütün kâinat O’nun olduğu gibi yeryüzü de O’nundur. Bütün varlıklar O’nun olduğu gibi insanlarda O’nun kuludur. Dolayısıyla yeryüzünde de Allah’ın dediği olmalıdır.
2- Bütün diktatör sistemleri devirerek insanların özgürleşmesini sağlamak,
3- Farzları yerleştirmek, haramları ve zulmü kaldırmaktır.

Bütün bunları yaptıkları müddetçe Allah onlara yardım eder, onları destekler. Fakat ümmet ne zaman görevlerini yapmaz hâle gelir işte o zaman Allah vermiş olduğu sancağı geri alır. Allah bir ümmetten sancağı aldığı zaman Allah’ın yardımı da kalkar. İsrailoğulları için böyle oldu.
Allah-u Teâlâ, israiloğullarının bizzat ellerindeki kutsal metinlerinde; “Mücadele edecektiniz, etmediniz. Haramlara engel olacaktınız, olmadınız. Her yaş ağacın altında zina ettiniz, gördünüz ama sesinizi çıkarmadınız. Sizi milletlerin arasında bölüştüreceğim. Üzerinizden kılıç kalkmayacak. Sizi paramparça edeceğim. Daima düşman korkusu altında yaşayacaksınız. Başka toplumların egemenliği altında kalacaksınız çünkü verilen vazifeyi yerine getirmediniz” diyerek israiloğullarına kızmaktadır. Bu sünnetullah bizim için de geçerlidir.

Allah Azze ve Celle adalet sahibidir. Sünnetini değiştirmez. Kur’an’ı Kerim bu olayı Araf 168 de; “Vekatta’nêhum fîlardi umemen” “Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık.” “vebelevnêhum bilhasenêti vesseyyiêti le’allehum yerci’ûn.” “Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler” buyuruyor. Demek ki yeryüzünde topluluklar halinde parçalamak ve parçalandıktan sonra o parçaların herbirinde imtihanlar yaratmak Allah’ın bir sünnetidir. Allah bazen bollukta bazende sıkıntıda imtihan eder. Yani Allah, her türlü imtihan eder. Allahu Teâlâ Mü’minun 31. ayette; “summe en şe’ne mim ba’dihim karnen aharin” “Sonra onların ardından bir başka insan-nesli yaratıp-inşa ettik” buyuruyor. Demek ki Allah görevini yapmayanları bölmekte ve böldüklerinin içerisinden yeni nesiller yaratmakta ve o yeni nesillere sancağını teslim etmektedir.

Tevhid sancağını taşıyacak olanların elbette ki imtihanları kazanmış olmaları icap eder. Bu yüzden Allah Azze ve Celle sancağını teslim etmeden evvel imtihanlar yaratır.

Sünnetullah, Allah’ın bu yasası bizim için de uygulandı. Bizde vazifemizi yaptığımız asırlarda ‘dünya devleti’ olduk, üç kıtaya hükmettik, bir diktatör devlete geliyoruz dediğimiz zaman, anında teslim oldular ve biz savaşmadan fethettik. Allah bizi bu kadar büyük kudrete sahip kıldı. Ama biz daha sonra görevimizi terk etmeye başladık, rahata meylettik, Lale Devri’ne girdik, saltanata aldandık, lüks hayata aldandık, saraylarda yaşamaya başladık, atın sırtından indik, mücadeleyi bıraktık. İşte o zaman Allah bizi de parçaladı. 1. Dünya Savaşında 40-50 parçaya bölündük ve o günden sonra gücümüzü de kaybettik.

Allah Azze ve Celle Filistinlileri Filistin’de, Iraklıları Irak’ta, Suriyelileri Suriye’de, Endonezyalıları Endonezya’da, Myanmar’ına, Arakan’ına varana kadar bütün İslam âleminde imtihanlar yaratıyor. Allah bu sancağı taşıyacak yeni bir nesil yaratıyor.

Allah Azze ve Celle bize haber vermişti. Sünnetlerini öğretmişti. O sünnetleri bilip ona göre davaranmamız gerekiyordu. ‘Görevimizi yapmadığımız zaman sancağın geri alınacağını bilmeliydik’ Kur’an bize haber vermişti. Bakara 195. ayette Allah-u Teâlâ: “Velâ tulkû bi-eydîkum ilê-ttehluketi” “kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın” buyuruyor. Ebu Eyyub El-Ensarî bu ayetin geliş sebebinin; ‘Müslümanların dünyaya dalma arzusu olduğunu ifade eder.’ Bizler tüm Arabistan yarımadası müslüman olunca; ‘vazifemizi tamamladık, birazda mal-mülk sahibi olalım, hayvanlarımızı, hurma bahçelerimizi çoğaltalım’ diye düşündüğümüz an Allah bu ayeti gönderdi. Yani ‘cihadı terketmek suretiyle dünyanızı da tehlikeye atmış olacaksınız’ dedi.

Allah’ın sünneti; Müslümanlar dünyaya daldığı zaman, Allah onlara dünyayı da vermez.

Şanlı tarihimiz ortada; yönümüz Allah’a ve ahirete olduğunda Allah, hem ahireti hem de dünyayı verdi. Yönümüz ne zaman dünyaya döndü işte o zaman Allah, ahireti vermeyeceği gibi dünyayı da elimizden aldı. O günden beri, dünya da ezilen milletiz. Her tarafta müslüman kanı akıyor. Allah’ın sünnetini dikkate almamanın bedelini ödüyoruz. Bizler israiloğullarına uygulanan sünnetullahın bize uygulanmayacağını zannettik. Halbuki Allah, adalet sahibidir. Bizler sünnetullahın değişmeyeceğini unuttuk. Şu anda bütün parçalarımızda imtihan var ve bu imtihanların sonucunda Allah, her memlekette öncü nesiller yaratıyor. Rabbim, Mısır da Mısır’ın öncülerini, Irak’ta Irak’ın öncülerini, Türkiye’de Türkiye’nin öncülerini yaratıyor. Bir taraftan üzüntü verici olaylar olurken diğer taraftan da yeni nesiller yaratılıyor.

Amerika’nın Yeni Planı


Özetle şunu söylemek mümkün;“Bu güne kadar fiili olarak varolan durumu yasallaştırmak ve böylece mücadelenin bitmesini sağlamaktır.
Henüz anlaşma yapılmadı. İnşallah yapılmayacakta. İsrail başbakanı Netanyahu’ya yakınlığıyla bilinen Şalom gazetesinde; anlaşma taslağından bazı maddeler açıklandı ama bazı maddeler de gizleniyor.
1- Bu anlaşma; Filistin’de, Filistin Kurtuluş Örgütüyle (FKÖ), Hamas İslami Direniş Örgütü ve İsrail Devleti arasında olacaktır.
2- Bu anlaşmayla; Batı Şeria’da yer alan Yahudi yerleşim birimleri dışındaki topraklarla, Gazze Şeridinde “Yeni Filistin” adında bir devlet kurulacak.
3- Gazze Şeridinin deniz kıyısı zaten Filistinlilerin elinde olan bir kısım, Batı Şerianın bazı mahalleleri İsrail’in bazı mahalleleri de Filistin’in elindedir. Şuan İsrail’in elinde olmayan, izole edilmiş bazı bölgeler var. Oraların İsrail’e verilmesini kapsıyor.
4- Batı Şeriada ki büyük Yahudi yerleşim yerleri bugün olduğu gibi İsrail’in elinde kalacak,
5- Kudüs, İsrail ile Yeni Filistin arasında bölünmeyecek,
6- Sözde doğu Filistin, yani Kudüs’ün doğusu Yeni Filistin devletinin başkenti olacak. Aslında burası bir mahalleden ibaret. Bir mahalleyi devlet olarak tanıyacaklarını söylüyerek alay ediyorlar.
7- Bu anlaşma içerisinde Filistin Devletinin ordusunun olmayacağı maddesi de var. Sadece asayişi sağlamak için hafif silahlara sahip polis teşkilatına müsaade edilecek, ordusu olmayacak ve Filistin halkı onların ellerinde âdeta esir gibi olacak.
8- Şu mahallede Filistinliler var, yanlarında da Yahudi mahallesi var. Bir Filistinli bir başka Müslüman mahallesine bile gidemeyecek. Hatta Filistin Devlet Başkanı bile kendi evinden çıkıp ta başka bir mahalleye gidemeyecek. İsrail müsaade etmedikçe…
9- Kudüs’te yaşayan Müslümanlar Araplar, güya Filistin devletinin teb’ası sayılacak fakat hiçbir güçleri, kuvvetleri olmayacak, Yahudilerin Araplardan Arapların da Yahudilerden ev almalarına izin verilmeyecek.
10- Ürdün’den bir miktar toprak alınacak Filistinlilere verilecek, Mısır’da Sina çölünden bir miktar toprak alınacak Filistinlilere verilecek. Bu anlaşmayı ne Mısır kabul ediyor ne de Ürdün. Haliyle kendi topraklarını vermek istemiyorlar.

Bu şekilde Filistinlilere yeni bir yerleşim yeri vermiş olacaklar. Yani ilerde tamamını oradan sürecekler. Şu mahalle Filistin mahallesi, bu mahalle Yahudi mahallesi 4 tarafından çevrilecek, burada yaşamak mümkün olmadığından oradaki Filistinliler zaman içerisinde orayı tamamen terk edecek ve başka devletlere gidecekler. Böylece Filistin tamamen İsrail’e teslim edilecek. Hesap bu.
11- Ürdün’den ve Mısır’dan belli bir miktar toprak kiralanacak, buralarda ev yapılmayacak ama tarım yapılmasına izin verilecek gibi bir takım maddeler içeriyor.
12- Gazze şeridiyle Batı Şeria arasında bir otoban yapılacak ama havadan, köprü şeklinde onlarca km uzunluğunda yerden 30 km yükseklikte (hiç kimse yolda giderken aşağıya inmesin ve İsrail’e bir zarar vermesin diye) havadan bir otoban. Tabi yol boyunca İsrail askerleri güvenliği sağlayacak. Yeni anlaşmaya göre bu şekilde Gazze ile Batı Şeria arasında bir bağlantı kurulacak.

Şu anda da durum bundan ibaret. Ne Gazze özgür ne Batı Şeria özgür. Amerika’nın yaptığı şey; bu gayri meşru işgali, meşru hâle getirmektir. Gerek Hamas’ın gerek FKÖ’nün gerekse Arap Devletlerinin bunu kabul etmesini sağlamaktır.

Bu haksızca ve zalimce planı hangi devletler kabul ediyor?

Başta Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, güya bunlar Arap Devletleridirler. İslam devleti olamadınız bari Arap Devleti olun. Onu bile olamayıp bu planı destekliyorlar. Amerika, Yeni Filistin Devleti için güya 30 milyar dolarlık bir kaynak bulacak, bu kaynağında %70 ini Arap Devletlerinden alacak. Arap’ın parasını Arap’a verecek, kendisi çok az katkıda bulunmuş gibi davranacak, esasında verdiğinin 10 katını alacak.

Arap Devletlerinin bir kısmı bu anlaşmayı kabul etmekle; İslam’a ve Filistin davasına ihanet etmiş oluyorlar.

Kıymetli Kardeşlerim! Biz bu noktaya nasıl geldik?

Abdülhamit ile görüşen Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, Abdülhamit’ten Filistin de bir yerleşim yeri değil, bir şehir değil sadece bir mahalle istemişti ve bunun karşılığında; “Osmanlı’nın bütün borçlarını ödeyeceğiz, ayrıca bunun üzerine binlerce altın vereceğiz’ demişti. Rahmetli Abdülhamit: “Bu topraklar benim babamın malı değil, Müslümanların kanıyla alındı yine o şekilde alabilirsiniz” diyerek huzurundan kovmuştu.

Ne kadar acıdır ki o zalimler, öyle oyunlar, tuzaklar hazırladılar ki Müslümanlar da bir o kadar gaflet içinde oldular. O kadar para bile harcamalarına gerek kalmadan Filistin’i ellerine geçirdiler. 1948’de Filistin topraklarının neredeyse tamamı Müslümanların iken şu anda yüzde 85’i Yahudilerin elinde ve her sene bir mahalle alıyorlar, her sene birkaç tane daha apartman dikiyorlar, ellerindeki gücü zorla ve alçakça kullanıyorlar. Halbuki Osmanlı (500 sene evvel onlar zor durumdayken) yahudileri kurtarmak için gemiler göndererek başka milletlerin zulmünden onları kurtarıyordu. Şimdi onlar güçlendiler. Amerika’nın ve Avrupa’nın desteğiyle o günleri unutup zalimleştiler. Her gün Müslümanların mallarına, mülklerine el koymaya devam ediyorlar. Her tarafta işgal girişimleri…
Abdülhamit nerede? Abdülhamit’in torunları nerede? İslam âleminde ki idareciler (şov yapmayı iyi biliyorlar) oy alabilmek için Amerika’nın, İsrail’in aleyhinde konuşuyorlar. Sonra bir duyuyorsunuz ki İsrail ile gerek ticarî gerekse siyasî bütün anlaşmalar devam ediyor. Kamera karşısında laf söyleyenler, perde arkasında İsrail ile bütün anlaşmaları devam ettiriyorlar. Ondan sonra da “Biz Filistin’in dostuyuz” diyorlar.

İsrail’in bu zulmüne engel olabilmek bütün memleketlerde yeni nesillerin meydana gelmesiyle mümkündür. Ekseriyetle İslam aleminde ki iktidarlar, kendi halklarının görüşünde değillerdir. Halkı Müslüman olan iktidarlar, laikliği savunuyorlar. İktidarlar Avrupa ve Amerika ile iyi geçinmek istiyorlar. Dolayısıyla bu işin çözümü iktidarlarla olacak gibi görünmüyor. Bütün memleketlerde İslami şuuru kazanmış, Kur’an bilinciyle bilinçlenmiş yeni nesiller inşa edilmedikçe bu durum böyle devam edecektir.

Kıymetli kardeşlerim, Başta Allah’ın sünnetini açıklamıştım. Allah Azze ve Celle’nin bizi bu durumdan kurtarması, her memlekette yeni nesillerin meydana gelmesiyle mümkündür. Biz neden bu hale geldik? sorusunu sorduğum zaman ‘görevimizi yapmadığımızdan dolayı. Allah, görevini yapmayanlardan bu şerefi geri alır’ dedim.

B) Bir başka sebepte; Sevban Radiyallahu Anhu’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

“Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi, size karşı (savaşmak için) biribirlerini davet edecekler.”

Birisi: “Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.

Rasûlullah: “Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çörçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak.” buyurdu.

Yine bir adam: “Vehn nedir ya Rasûlullah?” diye sorunca:

“Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir.” buyurdu.
((bk. Ebu Davud, Melahim, 5) Vehn hadisi olarak bilinen bu rivayet sahihtir. Hadisi Ahmed b. Hanbel de rivayet etmiştir(el-Müsned, 2/359) Hafız Heysemî, İbn Hanbel’in rivayet ettiği hadisin senedinin sağlam olduğunu belirtmiştir. (bk. Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, h. no. 12244))

İslam düşmanları ölümden korkandan korkmazlar. Ölümden korkmayandan korkarlar.

Bu hadis bize gerçek mikrobu gösteriyor. Düşmanlarımızın bizden korkmamasının gerçek sebebini açıklıyor. Bugün 1,5 milyarlık İslam âleminden hiç çekinmeden bu hayasız planı açıklayabilmeleri, müslümanların kalbindeki bu hastalıktan kaynaklanıyor.
Dünyayı sevenler, ölümden korkanlar görevini yapmazlar. İşte o zaman düşman da sizden korkmaz ve böyle hayasızca planlarını açıkça dünyaya ilan edebilirler. Çözüm; bu mikrobun öldürülmesidir. Eğer bu mikrop bizi yatağa düşürdüyse, bizi hasta ettiyse bu mikrobu öldürdüğümüz zaman yataktan kalkabileceğiz. İşte o zaman sağlığımıza yeniden kavuşacağız.

Müslümanlar kalplerindeki dünya sevgisinden kurtulmadıkça, ölüm korkusundan kurtulmadıkça görevlerini yapmazlar. Bu durumda Allah yardım etmez ve düşmanlarınız da sizden korkmazlar. Bu mikrobu öldürmekten başka çare yoktur. Dolayısıyla bütün memleketlerde bu mikrobu öldürmek için; yönünü Allah’a ve ahirete çevirmiş olan yeni nesiller meydana getirmekten başka çare yoktur.

Biz böyle mitingler, basın toplantıları yaparız. Devletin başındakiler kınama mesajları yayınlarlar, Hamas ordan mücadelesini verir, FKÖ başka bir taraftan mücadelesini verir ama sonuçta yine aynı durum devam eder. Her sene daha da kötüye giderek yaklaşık 100 yıldır böyle devam ediyor. Çünkü Müslümanlar gerçek çözüme başvurmuyorlar. Gerçek çözüm; sadece kınama mesajları yayınlamak değil, yeni nesiller inşâ etmektir. Yeni nesiller inşâ etmek zor olunca insanlar işin kolayına gidiyorlar.

Artık şunu anlamalıyız; İslam âleminde dinden uzaklaşmış bir sürü entelektüeller, dinin önemli olmadığını söyleyen sadece menfaatin önemli olduğunu söyleyen gazeteciler ve profesörler var. Bunlar bilmiyorlar.

1986’da Amerika başkanı Regan, Libya’ya müdahale ettiği zaman şunu söylemişti: “Bunlar sadece bizim bölgedeki varlığımıza değil, aynı zamanda hayat tarzımıza da karşı çıkıyorlar.” Evet! İşte bütün mesele bu. Batı’nın devlet adamları meseleyi anladı hâlâ bizimkiler anlayacaklar. İslam âleminde hâlâ hayat tarzlarımızın farklı olması, medeniyetlerimizin farklı olması meselesi anlaşılmadı. Regan: “Bunlar sadece bizim bölgedeki varlığımıza değil. hayat tarzımıza da karşı çıkıyorlar” demişti.

Ronald Wilson Reagan, 1987’de de Kaddafi’nin çadırını bombaladığı zamanda buna benzer şeyler söylemişti: “Son İsmailoğlunu çölün derinliklerine hapsedinceye kadar savaşımız devam edecektir.” İslam düşmanlarının olaya bakışı bu şekildedir. (Hz. İsmail’in soyundan ona iman edenlere İsmailoğulları denir. Peygamberimiz de İsmail’in soyundandır.) Şimdi bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Bu meseleyi; dostluk ile, siyasİ görüşmelerle halletmek mümkün değildir. Müslümanlar güçlenmek zorundadırlar. Bunun dışında hiçbir yol yoktur.

Amerika, İsrail’e çok masraf etti. İsrail bir taraftan Amerika’yı kullanıyor gibi görünse de Amerika’da İsrail’i kullanmaktadır. İkisi de bu durumdan memnundur. Amerika, İsrail’i bir bakıma yumruk gibi kullanmaktadır. Orta Doğu’nun bağrındaki devlet ile bütün İslami uyanışları durdurmak istiyorlar.

Kardeşlerim! O topraklar sadece onlara vadedilmiş topraklar olduğu için değil, bu devletin vazifelerinden biri de bütün İslami uyanışları durdurmaktır. Evet, o topraklar onlara Hz. Musa zamanında vadedilmişti. Hz. Musa Aleyhisselam onlara: “Girin şu şehre (Filistin). Allah size orayı vadediyor. Eğer oraya girerseniz devlet sahibi olacaksınız” dedi. Asırlarca Firavun’un esareti altında yaşamış, şahsiyetlerini kaybetmiş, özgür insanlarda olan şahsiyete sahip olmayan o korkaklar:”feżheb ente verabbuke fekâtilê” “Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın” “innê hêhunê gâidûn” “Biz burda duracağız” dediler.

O korkak İsrail! Şimdi arkasındaki süper güç sayesinde çok cesur davranıyor. Kur’an bu durumu o zamandan haber vermişti. Görevinizi yapmadınız, korku içinde yaşayacaksınız. Nasıl ayakta kalabileceksiniz? “illâ bi habli minellah ve habli minennês” “Ya Allah’tan bir yardımla ya da insanlardan bir yardımla ayakta kalacaksınız. Kendi ayaklarınızın üzerinde duramayacaksınız.”

Orta Doğu’nun kontrol altına alınabilmesi için Avrupa ve Amerika’nın İsrail’i desteklemesi gerekiyor. Orta Doğu’nun kontrol altına alınabilmesi için Suriye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Arabistan, Yemen, Libya vb. birçok yerde diktatör rejimler kuruldu. Neden? Çünkü İslam âlemindeki uyanış hareketlerini ancak diktatör rejimlerle durdurabilirdi. Demokratik rejimlerle bu hareketler durdurulamazdı. O yüzden İslam âleminin her tarafında diktatörlük kurdular. Diktatörlükle insanları kontrol altında tutuyorlar.

İsrail bunu daha büyük çapta yapıyor. Her devlette diktatör aileler. Suriye’de bir aile, Irak’ta bir aile, devrimden evvel İran’da bir aile, her tarafta diktatör aileler, aşiretler, diktatör nizamlar; kendi halklarına karşı cahil, Amerika ve Avrupa’ya karşı kedi gibi olan, halkını ezen ama güçlülerin karşısında konuşamayan alçak ve zalim diktatör rejimler kurdular. Bu tesadüf müdür? Bir tanesi veya iki tanesi diktatörlük oldu. Hepsinin diktatörlük olması boşuna olabilir mi? Bu dünya savaşından sonra galip devletlerin projesiydi. Her tarafta diktatör rejimler kurarak İslam âlemini kontrol altında tutmak istiyorlar.

Kıymetli kardeşlerim, konuşmayı bitirirken şuna temas etmek istiyorum; eğer Müslümanlar gerçek çözümü arıyorlarsa, gerçek çözümü Kur’an Rad suresi 11. ayette söylüyor: “innellâhe lâ yuğayyiru mê bikavmin hattê yuğayyirû mê bi-enfusihim” “Gerçekten Allah, kendi nefislerinizde olanı değiştirmedikçe, bir toplulukta olanı değiştirmez.” Yani Allah ‘Benim Filistin’i değiştirmem Filistinlilerin kendilerini değiştirmesiyle mümkün, Benim Türkiyeyi değiştirmem Türkiye’dekilerin kendilerini değiştirmesiyle mümkündür diyor. Irak’ın, Suriye’nin, Libya’nın, Yemen’in, Tunus’un, Cezayir’in hepsinin durumunun değişmesi, kendilerini değiştirmeleriyle mümkündür.
O halde; “Allah’ın bu sünnetini artık anlayalım. Biz kendimizi değiştirmedikçe Allah bizi değiştirmeyecek, beddua etmekle de mitinglerle de bu iş bir yere varmayacaktır. Herkes kendi memleketinde öncü nesiller meydana getirecek, bu öncü nesiller devletler üzerinde tesirli olacaklar ve hükümetleri İsrail’le alakayı kesmeye zorlayacaklardır. Bütün memleketlerde böyle nesiller, böyle toplumlar meydana gelirse, işte o zaman bütün devletler değişecek ve İsrail istediğini yapamayacaktır.”

İzlemek için tıklayınız;

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?