Cezaevi Telefon Görüşmeleri – 45 – 24 Mayıs 2019

Cezaevi Telefon Görüşmeleri – 45 – 24 Mayıs 2019

8 Şubat 2018 tarihinden beri haksız bir şekilde Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendinin, 24 Mayıs 2019 tarihinde ailesi ile yapmış olduğu telefon görüşmesinin ses kaydı yayında…

Alo Selamünaleyküm, Ben Alparslan Kuytul.

Nasılsın iyi misin? Çok şükür ben de iyiyim. Annem nasıl, abimgilde mi? Çocuklar nasıllar? İyi, senin mahkeme ne oldu? Evet tamam inşallah.

Geçen haftaki meseleye devam edeyim. Suç örgütü iddiaları ile ilgili şunu söylemiştim; suç örgütü konferans, kermes, miting, basın açıklaması yapar mı? Yani kendini açığa verir mi? Hükümet ile karşı karşıya gelir mi? Ortaokul-lise talebeleri ile ilgilenir mi? Onlara İslam’ı anlatır mı, onları okul derslerine çalıştırır mı? Fakir insanlarla ilgilenir mi? Tefsir, Hadis, Kur’an, Siyer dersi yapar mı? İslam Medeniyeti ister mi? Hangi suç örgütü bunu ister? İddianamede zaten bunu söylüyor. Diyor ki, bunlar İslam Medeniyeti istiyor, “Biz Medeniyetimize Dönüyoruz” diye sloganları var. Demek ki biz böyleyiz. O zaman böyle bir suç örgütü dünyada var mı?

SUÇ ÖRGÜTÜ OLSA

  • Ve suç örgütü olsa mağdurlar olur, şikayetçiler olur. Böyle bir kimse yok.
  • Suç örgütü olsa o örgütte olan insanların mal varlığı çok artar ve bunu açıklayamazlar. Hangi mal varlığımızı buldunuz da açıklayamadık? Bizde olan insanlar hep fakir fukara ve orta halli insanlar. Hangisinin mal varlığı artmış da açıklayamamış?
  • Suç örgütü olsa cebir, tehdit, şantaj gibi faaliyetler yapar. Bizde böyle bir faaliyet var mı? Yok ve böyle bir şikâyet var mı? O da yok.
  • Suç örgütüne girersin çıkamazsın. Bizde öyle bir durum var mı? Yok. O zaman bu iddiaların hepsi, altı boş iddialardır.

ASIL SEBEP

Aslında zaten meselenin ne olduğu iddianamenin 18. sayfasında geçiyor. O operasyonun gerçek sebebi iki tane, orada da alt alta yazmışlar. Diyorlar ki; Bunlar İslam Medeniyeti istiyor. Bir de hükümeti eleştiriyor. Evet, İslam Medeniyeti istiyoruz, hükümeti de eleştiriyoruz. Doğru şeylerini takdir ediyoruz, yanlışları da eleştiriyoruz.

RAHATSIZ OLDUKLARI KONULAR

Bunlar istiyorlar ki, biz İslam’ın en temel prensibini terk edelim. İslam’ın en temel prensibi nedir? Bizi en şerefli ümmet yapan, emr-i bil maruf, nehy-i anil münker prensibi… İyilikleri emredeceğiz, kötülüklere de engel olmaya çalışacağız, ikaz edeceğiz. Bu bizim vazifemiz. Bunlar bu vazifeyi yerine getirmemizi istemiyorlar. Hâlbuki bu ümmeti en şerefli yapan budur.

Allah Azze ve Celle, “Kuntum hayra ummetin uhricet linnes temurûne bilma’rûf vetenhevne ani-lmunker vetuminûne billeh” buyuruyor.

İnsanların iyiliği için çıkarılmış onların hayrına hizmet yapan en hayırlı ümmet oldunuz. Ne sayesinde oldunuz? “temurûne bilma’rûf vetenhevne ani-lmunker” Bunun sayesinde. “iyiliği emredersiniz, kötülüklere engel olmaya çalışırsınız” Bizden bu prensibi terk etmemizi istiyorlar. Biz ne yaparsak yapalım siz konuşmayın. Ve Tevhid’in konuşulmasından rahatsız oluyorlar. Tevhidi konuşmamızı istemiyorlar. Neden? Çünkü Tevhid çok etkilidir de o yüzden. İslam Medeniyeti istememizi de tevhidi konuşmamızı da istemiyorlar.

Daha evvel de ifade etmiştim, “Güneşin kardan heykelleri eritmesi gibi Tevhid güneşi de tüm ideolojileri ve düzenleri eritir. Yeter ki Müslümanlar tevhidi gündeme getirsin. Tevhid güneşinin eritemeyeceği buzdan heykel yoktur. Karı güneş, beşerî ideolojileri ise tevhid inancı eritir. Tevhid davası okyanus gibidir önüne çekilemez” Bunu bildikleri için Tevhidin gündeme gelmesine razı olmuyorlar. Çünkü kendi ideolojilerine güvenmiyorlar. Çünkü ideolojileri zayıftır, insan mahsulüdür, bir sürü hatalar içermektedir. Ve meydana getirdiği toplum veya düzen de meydandadır. Bir sürü problemleri olan bir düzen meydana getirdiler. İşte o yüzden ideolojilerine de güvenmiyorlar. Allah’ın gönderdiği medeniyet esaslarında hata olmaz. Bunun söylenmesini o yüzden istemiyorlar. Çünkü o zaman insanlar ona meyleder ve bunların saltanatı yıkılır. Bu düzen sayesinde saltanatlarını sürdürüyorlar.

Onlar istedikleri kadar Tevhidi anlatmamızdan, İslam Medeniyeti istememizden rahatsız olsunlar. Biz bu yolda mücadelemize devam ederiz, edeceğiz Allah’ın izniyle. Tevhid hakikati en değerli başlardan daha değerlidir. Öyle olmasaydı en değerli insanlar olan peygamberler Tevhid davası için başlarını verirler miydi? Bizim başlarımız peygamberlerin başlarından daha değerli değil. Hiçbir baş Tevhid davasından daha değerli değil.

TEVHİDE İTİRAZ EDİLEMEZ!

Tevhid, kula kulluğa ve sömürüye karşı kitleleri harekete geçirecek en etkili inançtır. Bundan bu yüzden çekiniyorlar. Kendi ideolojilerini devirecek tek bir inanç var dünyada o da Tevhid inancıdır. “Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalı” sözüne hiç kimsenin itiraz edeceği bir şey yoktur. “Allah’tan başka ilah yoktur” sözüne itiraz edilemez.

Tevhid’in karşısında konuşanlar sadece demagoji yaparlar. Gerçekte aklı ve vicdanı ile düşündüğü zaman Tevhidin doğru olduğunu herkes kabul eder. En iyi bilen Allah olduğuna göre Allah’ın dediği olmalı. Hak sahibi, her şeyin sahibi olan Allah olduğuna göre Allah’ın dediği olmalı. Bunun karşısında konuşan sadece demagoji yapmaktadır. Başka bir şey değildir yaptığı şey.

Ben mahkemede de söylemiştim, bu iddianamede geçen konuların birçoğu aslında Hukuk Mahkemesi konusudur, Ağır Ceza Mahkemesinin konusu değil. Bu konuyu suç örgütü adı altında Ağır Ceza Mahkemesine getirmeleri ağır bir ceza verilmesini sağlamak içindir. Yoksa mesela, talebelere burs verilmiş mi, onların imzası alınmış mı, alınmamış mı vs. bu gibi konular Ağır Ceza Mahkemesinin konusu değildir.

NE DİYELİM; SUÇ ÖRGÜTÜ…

Ve konuyla alakası olmayan birçok mesele var. 20 sene evvelki meseleler, bizimle de benimle de hiçbir alakası yok ve bunlar tamamen ya Hukuk Mahkemesinde ya Asliye Ceza Mahkemelerinde görülmesi gereken davalardır. İddianameye ne bulmuşlarsa doldurmuşlar. Böylece bir suç örgütü havası estirmeye çalışmışlar. Yani aslında bizim yaptığımıza dair TCK’da böyle bir kanun yok. Çünkü bizim yaptığımız şey suç değil. Suç olmayınca onlar suç uydurmaya çalışıyorlar. Bir şey bulamayınca, “O zaman hiç olmazsa suç örgütü diyelim…” Çünkü başka çareleri yok.

1 AYDA NE DEĞİŞTİ?

Ve ocak ayında tahliye veren mahkeme ne oldu da şubat ayında ve aynı şekilde mart, nisan, mayısta tekrar tutukluluğun devamına karar verdi? Ocaktan şubata ne değişti de karar değişti? Her şeyin sebebini herkes anlıyor. Biz onları Allah’a havale ediyoruz. Allah onlardan intikamımızı alacaktır inşallah.

Herkese çok selam söyle. Söylemek istediğin bir şey var mıydı? Allah razı olsun. İyiyim iyiyim, bir yaramazlık yok çok şükür. Şemsi Tebrizi, “Biz Allah’tan gelene razı olursak Allah da bizden razı olur” demiş. Biz de Allah’tan gelene razıyız. İnşallah Rabbim de bizden razı olur. Görüşürüz inşallah.

24 Mayıs 2019

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?