Cezaevi Telefon Görüşmeleri – 56 – 27 Eylül 2019

Cezaevi Telefon Görüşmeleri – 56 – 27 Eylül 2019

8 Şubat 2018 tarihinden beri haksız bir şekilde Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin, 27 Eylül 2019 tarihinde ailesi ile yapmış olduğu telefon görüşmesinin ses kaydı yayında.

Devamı için bizi takipte kalınız…

Alo! Selamun Aleykum. Ben Alparslan Kuytul.

Nasılsın, iyi misin? Çok şükür, hamdolsun ben de iyiyim.

Ama ben daha uzak tehlike için birtakım tehlikelerin göze alınması gerektiği kanaatindeyim.

Hadiste Efendimiz (s.a.v) buyuruyor: “Kişi geceleyin uyanır karısını da uyandırır birlikte teheccüd namazı kılarlar. Allah onların bu haline güler, Allah’ın güldüğüne hesap yoktur.”

O halde geceden daha karanlık şu zamanda tevhidle uyanan çevresindekileri de ümmeti de tevhidle uyandıran, bu yolda mücadele edenleri gördükçe Rabbi onlara da gülecek ve onlardan hoşnut olacaktır. Ümmeti uyandırmaya çalışanlar, tevhidi anlatanlar bu  şuur içerisinde olmalıdırlar. Yani her tevhidi anlattığımızda Rabbimiz bize gülmektedir. Her tevhidi anlatan bu şuur içerisinde oldukça tevhidi daha güzel anlatır.  

Bir de şunu söylemek istiyorum: “Firavun’un sihirbazları Hz. Musa’yı yenmek ve hakkı susturmak için tüm maharetlerini gösterip ellerindeki sihirleri attılarsa bugünkü namert düşmanlarımız da bizi yenmek ve susturmak için yıllardan beri ellerinde dosyalayıp biriktirdikleri her şeyi ortaya attılar. Trollerle kitleleri aldatmaya çalıştılar ama Allah’ın müdahalesiyle kimseyi etkileyemediler. Allah Musa Aleyhisselam’a asayı vermiş ve asayı ejderhaya çevirip sihirbazların sihirlerini yutmasını sağlamış firavun ve sihirbazlarını mağlup etmişti. Biz peygamber olmadığımız için tabi ki bize asa verilecek değildir. Bana da asa yerine asa gibi doğru ve sağlam dava kardeşleri verdi. Sonra da asa gibi sağlam talebelerimi ejderhaya çevirdi. Onların iftiralarını yutmalarını sağladı ve namertleri mağlup etti.” Elhamdülillah.

Galip olan Allah’tır. Allah ile savaşanın kazanma şansı yoktur. Çok şükür bugünleri de gördük en azından bu kadar iftiraya rağmen hiç kimseyi etkileyemediklerine şahit olduk. Yani insanlar güçlendikleri zaman zalimleşiyor.  Güç insanı yanlışlara götürüyor. İlimsiz ve maneviyatsız güç insana yolunu kaybettiriyor. Adaleti ve merhameti kaybettiriyor. Adaleti ve merhameti kaybeden ruhunu kaybetmiştir.

Bir Kızılderili hikayesi var. Kızılderili reis atına binmiş ve kabilesinin savaşçılarıyla birlikte yıldırım gibi hücuma kalkmış. Bir süre gittikten sonra reis birden durmuş ve bağırmış. Birileri ne oldu reis diye sormuş? Reis diyor ki: “O kadar hızlı geldik ki ruhumuz geride kaldı, biraz bekleyelim.” Şimdi ben de gerçekten böyle bir durum görüyorum. Memleketi idare edenler öyle hızlı yaşıyor ki ruhlarını kaybettiklerinin farkında değiller.

Diyorum ki: “Ruhundan hızlı yaşayan insani değerlerini kaybeder, ruhundan yavaş yaşayan yükselme fırsatını kaybeder. Ruhuyla aynı yaşayan insani değerlerini kaybetmeden yükselir. Yani eğer insan çok yoğun ve çok gergin bir hayat yaşıyorsa, ilim ve maneviyat sahibi de değilse bu insanın ruhunu kaybetmemesi mümkün değildir. Eninde sonunda ruhunu kaybedecektir. Ruhunu kaybeden insan zalimleşir, adalet ve merhamet duygusunu kaybeder.  Ben şu anda böyle bir durum görüyorum.  Çok hızlı bir hayat yaşıyorlar ve bu hızlı hayatın sonucunda birçok değerlerini kaybetmiş vaziyetteler.  Bunlara karşı susanlar, haksızlıklar karşısında da susanlar uyumaya devam etmek isteyenlerdir. Uyumaktan da memnundurlar.  Fakat istikbal onların değil, uyuyanları uyandırmaya çalışanlarındır.”

Konya’dan bir kardeşimiz mektubunda demiş ki: Bir gül yetiştiren adam, biz zulüm ve baskı altında yakılmak istenilen fakat ümit dolu İbrahim misali ateşin ortasında gül bahçesindeyiz. Bugün buna inanmayanlar ve ateşin yanışını zevkle izleyenler…

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?