Cezaevi Telefon Görüşmeleri – 64 – 22 Kasım 2019

Cezaevi Telefon Görüşmeleri – 64 – 22 Kasım 2019

8 Şubat 2018 tarihinden beri haksız bir şekilde Bolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin, 22 Kasım 2019 tarihinde ailesi ile yapmış olduğu telefon görüşmesinin ses kaydı yayında.

Annem, çocuklar da iyi mi?

Avukat yarın gelecek mi? Niye… Bir işimi çıktı? Tamam

ALLAH’A YAKLAŞAN DÜNYADAN UZAKLAŞIR

İnsanların dünyaperest olduğu, dünyanın çok güçlendiği, manevi duyguların çok zayıfladığı bir zamanda yaşıyoruz. Allah’a yaklaşan dünyadan, dünyaya yaklaşan Allah’tan uzaklaşır. Şu an dünya çok yakında olunca, toplumun büyük bir çoğunluğunu Allah’tan uzaklaştırdı. Dünya peşin, ahiret vadeli o yüzden insanlar dünyaya daha yakın. Ahirete imanın güçlenmesi lazım ki; insan Allah’a yaklaşıp, dünyadan uzaklaşabilsin. Bir insan eğer Allah’a yakınlık derecesini anlamak istiyorsa dünyaya olan mesafesini ölçmeli. Dünya’ya olan mesafesi ne kadarsa Allah’tan o kadar uzak demektir. Yani dünyaya ne kadar yakınsa Allah’tan o kadar uzaklaşacaktır. Herkesin dünyaya olan mesafesini iyi ölçmesi icap eder.

ÜMİTSİZLERDEN DAVA ADAMI OLMAZ

Günler, haftalar, yıllar akıp gidiyor ama manevi olarak durumumuz nedir? Allah’a mı yakınız? Dünyaya mı yakınız? Bir gün ölüm gelecek ve artık bunları düşünmeye ve tedbir almaya zaman kalmayacak. Zulüm her zaman olmuştur ama ümidi kaybetmemek icap eder. Zorluk günlerinde ümidini kaybedenler; o günlerde direnen ve ümidini kaybetmeyenleri, güzel günler geldiğinde baş tacı ederler. Belki ümit var insan azdır ama o ümit var olanlar az da olsalar baharın gelmesi Allah Azze ve Celle tarafından onların eliyle gerçekleştirilir. O ümidini kaybetmeyenler, toplumlar için çok önemli ve baş tacı edilmesi gereken insanlardır.  Onlardan olmaya çalışmak lazım. 

Ümitsizlerden dava adamı olmaz. Ümit var olan insanlar, en zor zamanlarda bile görevini yerine getirebilir ama ümitsiz insanlar çok zor bir zaman olmasa bile görevlerini terk ederler ve ümitsizliklerinden dolayı böyle davrandıklarını söylerler. Aslında işin içinde tembellik ve korkaklık vardır.

ADALET; KARDEŞLİK ve HUZURUN TEMELİDİR

Adalet mülkün temelidir buyrulmuştur.  Adalet; kardeşlik ve huzurunda temelidir. Adaletin olmadığı toplumlarda kardeşlik ve huzur olmaz. Ya da şöyle söyleyebiliriz: Bir ülkede kardeşlik ve huzur yoksa o ülkede adalet yok demektir. Mesela; Ülkede kardeşlik ve huzur var mı? Ben göremiyorum. Demek ki; adalette yok.  Adalet olsaydı kardeşlik olurdu. Huzur olurdu. Eğer bir hâkim adaletle hükmediyorsa o hakimdir. Talimatla hükmediyorsa o da zalimdir. Tarih boyunca da böyle olmuş, şu anda da öyle gibi görünüyor. İdareciler, bazı insanların hakkını vermeyi kendi hakkı zannediyor, hakkını istersem veririm, istersem vermem gibi. Halbuki Adalet, herkesin hakkını vermektir. Düşünceyi ifade etme hürriyeti ise herkesin hakkıdır.  İnsanların hakkını vermek zorundayız. O halde ifade hürriyeti adaletin gereğidir. Aslında adalet ahlâktır, adaleti olmayanın ahlâkı yoktur. Adalet medeniyettir, adaleti olmayan medeni değildir. Adalet ahlâkın kalbidir, adalet olmadan ahlâk ölüdür. Din adalettir, adaletsiz dindarlık sadece kuru bir iddiadır. Adaletsiz dindarlık kalbi sökülmüş beden gibidir. Kendini dindar zannedenler, eğer adaleti gerçekleştirmiyorlarsa; dindarlıktan fersah fersah uzaktadırlar. Kalbi sökülmüş beden nasıl ki ayakta duramaz, ceset ise, adaletsiz dindarlık ta ölü bir dindarlıktan ibarettir. 

Antep’ten bir kardeşimiz mektubunda benimle ilgili güzel bir şiir yazmış, kabiliyetli birisi olduğunu göstermiş, diyor ki;

Üstadım!
Sen ki hak yolun garip yolcusu
İlki olmadığın davanın değilsin sonuncusu
Sana derlerse eğer şuncusu buncusu
Aldırma ömrün Tevhid ile yoğruldu biliriz
Yıllar şahit, hayatın şahit, biz şahidiz!

Üstadım!
Mütevazi hayatın samimiyet kokuyor
Attığın adımlar medeniyet dokuyor
Yarın yazacak tarih şimdi seni okuyor
Zulme karşı duruşun tarihe bıraktı iz
Evin şahit, motorun şahit, biz şahidiz.

Zalim zulmüne dini kılıf eylemiş
Adaleti elindeki bir oyuncak bellemiş
Partizanlık ne kör edici bir illetmiş
Hakikat karşısında üç maymun gibisiniz
İnsanlar şahit, mahkeme şahit, biz şahidiz

Yaptıkları her zulmün elbette hesabı var
İnkar etmek nafile konuşacak uzuvlar
Zalimin gireceği mezar öyle derin ve dar
Ölüme köle eden liderler Firavun kesildiniz
Mazlumlar şahit, mağdurlar şahit, biz şahidiz.

Üstadım hüzün yüklü geceler mi sarıyor şimdi seni
Soğuk duvarlar mı okşuyor bedenini
Gözyaşlarına şahit mi tuttun seccadeni
Bedenen olmasa da dualarda biriz biz
Geceler şahit, zindan şahit, biz şahidiz.

Üstadım yokluğunda emin elde nadide çiçeklerin
Her taleben davetçi, hepsi kendinden emin
Sesleri gür ve sözleri “Alparslan Benim!”
Öğrettiğin özgürlük aşkıyladır mücadelemiz
Atkılar şahit, tomalar şahit, biz şahidiz.

Evet bu kadar. Çok güzel yazmış, kabiliyetli birisi olduğunu göstermiş. Abdurrahim Karakoç’a benzer biz şair olabilir ama önemli olan ihlasını muhafaza eylesin.  Bu şiire bir iki kıta daha eklemesi lazım. Aklıma gelen bir iki şey var, onlar eksik kalmış. Hangi noktalar ben daha sonra sana söylerim. İhlasını muhafaza eder, cesur olursa, edebiyat adamı değil de dava adamı olursa, inşallah dava adamı güzel  bir şair olabilir .

Tüm arkadaşlara selam söyle.  

İnşallah görüşürüz, zaman bitti.

Senin diyeceğin bir şey var mıydı? Çok şükür ben de iyiyim, bir yaramazlık yok. Evet özledik ama ne yapalım, yapacak bir şey yok.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?