Hocaefendi’den Faruk Beşer’e Lanetleşme Çağrısı!

Hocaefendi’den Faruk Beşer’e Lanetleşme Çağrısı!

Alparslan Kuytul Hocaefendi’den Faruk Beşer’e Cevap ve Lanetleşmeye Davet

Bulduğu her fırsatta şahsıma ve arkadaşlarıma ağır sözler söyleyen ve delilsiz ithamlarda bulunan Faruk Beşer’e İslam düşmanlarını sevindirmemek adına bugüne kadar sessiz kaldım. Ancak bu tutumunu arttırarak devam ettirip nereden kaynaklandığını anlayamadığım bir kin ve nefretle beni ‘darbecilerin bir ucu’ olarak gösterecek kadar ileri gidince cevap vermek gerekli oldu.

12 Nisan 2016 tarihinden 28 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen sürede beni şunlarla itham etti:

  • Ben; ‘sâdıka bir rüyada peygamberimizin miting alanında görüldüğünü’ anlattığım halde araştırmadan ve konuşmanın aslını izlemeden, kırpılmış ve çarpıtılmış videoya bakarak ‘peygamber şu anda miting alanımızda’ dediğimi iddia ederek sözümü çarpıttı ve ‘ben olsam mikrofonu ona verirdim’ diyerek alay etti.
  • Kur’an ve Sünnete göre hareket etmeyip ‘sapık bâtinî mezhepler gibi rüyalara göre hareket etmekle’ ve pot kırmakla
  • Arkadaşlarımı cahil olmakla beni de onları provoke edip yollara dökmekle
  • Beni ve arkadaşlarımı beyinsiz olmakla
  • Beni put olmakla, arkadaşlarımı ise putperest olmakla
  • Tevhid deyip tefrik yapmakla
  • Hükümetin kalemi kırılmıştır diyerek hükümete meydan okumakla
  • Darbecilerin bir ucu olmakla
  • Sağdan gelen şeytanlar gibi sağdan yaklaşıp insanları din ile aldatmakla
  • Saldırgan, provakatif ve gençleri tahrik eden biri olmakla
  • Üst perdeden racon kesen bir delikanlı (!) olmakla
  • Arkadaşlarımı hayvan yerine koyup onları ‘sürü’ olmakla
  • Beni ya (düşmanın) yeni bir projesi ya da darbe projesinin bir parçası olmakla itham ve iftira etti. Bu hakaret ve iftiralar aşağıdaki kendi paylaşımlarında mevcuttur.

Bunlara kısaca cevap verip asıl meseleye geleyim:

Rüya meselesinin ne olduğunu ve rüyalara göre değil Kur’an ve Sünnet’e göre hareket ettiğimizi, esas itibariyle görülen rüyanın amelî bir mesele ile ilgili olmadığını, sadece müjde verdiğini daha önce açıklamıştım. İsteyen sitemizden bulabilir. ‘Madem Peygamberimiz oradaymış o halde mikrofonu peygamberimize vermem gerekirmiş’ meselesine gelince,  bu mantık doğruysa o halde “Her nerede olursanız olun Allah sizinle beraberdir” âyetine göre hiç kimsenin konuşmaması ve mikrofonu Allah’a vermesi (!) gerekmez mi?

Benimle ilgili; ‘saldırgan, arkadaşlarımı provoke ve tahrik eden’ biri olmakla ithamına gelince; O’nun üslubu ile benim üslubumu karşılaştıran ve tarafımdan kendisine hiçbir şey denmemiş olduğu halde üç buçuk aydır bütün bu saldırgan, hakaret ve iftira dolu ifadelerine rağmen kendisine cevap vermeyip sabredişimi düşünen kişi, kimin saldırgan olduğunu anlayacaktır. Binlerce dava kardeşlerim olduğu halde bu güne kadar hiçbirinin kötü bir olaya karışmadığını düşünen, kimseyi provoke ve tahrik etmediğimi de anlayabilir.

Tevhid deyip tefrik ettiğim iftirasına gelince biz Tevhid derken Allah’tan başka bir otoritenin olamayacağını, O’nun dünyasında O’nun dediğinin olması gerektiğini kastediyoruz. Anlaşılan bu zat Tevhid’in manasını da bilmeyip vahdet ile karıştırmakta ve Tevhid dememizden nedense rahatsız olmaktadır. AKP’nin doğrularını takdir ettiğimiz halde sadece İslam’a ve Müslümanlara zarar veren bazı iç ve dış politikalarını tenkid etmemizi ise parçalamak ve tefrik etmek olarak görmektedir. Allah rızası için ve yol göstermek maksadıyla tenkitte bulunan kimseler kendi partisini desteklemiyorlarsa bu zatın gözünde tefrikacıdırlar.

Arkadaşlarımı cahil, beyinsiz ve sürü olmakla itham eden bu zât kıyamet gününde bu kadar insanın elinden nasıl kurtulacak ve haklarını nasıl ödeyecektir?

Beni ‘şeytanın sağdan yaklaşması gibi insanları din ile aldatmakla suçlayan ve bununla ilgili en küçük bir delil sunamayan ve sanki kendisi 80, ben ise 25 yaşlarındaymışım gibi devamlı benim hakkımda ‘genç’ ve ‘racon kesen delikanlı’ diyerek aşağılamaya çalışan, yaşımı ve 35 yıldır bu dava için çektiğim çileyi ve konumumu hesaba katmayan Faruk Beşer bütün hakaret ve iftiralarından dolayı nasıl hesap verecektir?

Hükümetin kalemi kırılmıştır diyerek hükümete meydan okuduğum iftirasına gelince; O’nun bu ifadesini okuyan hükümetin kalemini benim kırdığımı zanneder. Hâlbuki ben o konuşmamda Hükümetin Amerika’ya ve Amerika’nın da AKP hükümetine gösterdiği tavra ve siyasi gelişmelere bakarakbu hadiselerin büyük güçlerin hükümetin kalemini kırdığını gösterdiğini’ ifade ediyor, siyasi bir analiz yapıyor ve hükümeti önlem almaya davet ediyorum. Konuşmamı bitirirken ‘Hükümet beni dinlerse kendilerinin hayrınadır, dinlemezlerse kendileri bilir’ demiş olmamdan da bu açıkça anlaşılmaktadır. Ama bu zat benim konuşmalarımı sürekli kırpan ve manasını bozan namert düşmanlarımın hazırladığı çarpıtma videolardan izlemekte, asıllarını izlememekte, araştırmadan yazmaya başlamaktadır. Fıkıhçı olmak bu mudur? Hem benim ne hükümetin kalemini kıracak bir düşmanlığım ne de böyle bir gücüm vardır. Yaptığım ikazın ne kadar yerinde olduğu ise o konuşmadan 14 gün sonra darbe girişiminin olmasından ve bunun arkasında Amerika’nın olduğunun iddia edilmesinden de anlaşılmaktadır. Bu zat gibiler beni takdir edeceğine AKP’ye oy vermiyorum ve bazen tenkit ediyorum diye sözlerimi çarpıtma ve iftira atma yoluna gitmektedirler. Böylelerini gördükçe aklıma Bediüzzaman’ın “şeytandan da siyasetten de Allah’a sığınırım” sözü gelmektedir. Bediüzzaman’ın kastettiği ‘haklı olsa bile kendi partisinden olmayanların aleyhinde, haksız olsa bile kendi partisinden olanların lehinde konuşmak şeklinde olan siyaset’ idi. Yani aslında o partizancılığı reddediyordu. Bugün cemaatleri reddedenler, cemaat mensuplarını akıllarını kiraya vermekle suçlayanlar onlardan daha büyük bir taassup içerisinde ve parti liderinin her yaptığını doğru gören, sorgulamayan kimseler haline gelmişlerdir.

AKP’nin gücü gözlerini kör etmiş, ülkenin ve AKP’nin geldiği durumu göremeyen, siyasi analiz yapma kabiliyeti olmayanlar, cemaatlerin mensuplarını ‘aklını kiraya vermekle’ itham etseler de aslında kendi akıllarını AKP’ye kiraya vermiş kişilerdir. Türkiye Rus uçağını düşürdüğünde biz ‘bu olmamalıydı, bu olay memleketimizin menfaatlerine zarar verecektir’ dediğimizde böyleleri yapılanın doğru olduğunu iddia etmiş ve bizi Rus taraftarı olmakla suçlayacak kadar alçalmışlardı. Bunlar, Cumhurbaşkanı ‘Bir daha olursa bir daha düşürürüz’ dediğinde de alkışlayan, Rusya’dan özür dilediğinde de alkışlayan, düşünemez hale gelmiş kimselerdir.

Kur’an-ı Kerim Hucurat Suresi 12. ayette “Ey iman edenler! Zandan çok kaçının. Muhakkak ki zannın bazısı büyük günahtır” buyurur. Nur suresi 13. ayette Hz. Aişe (R.A.)’ye zina iftirası atanlarla ilgili “Dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? Şahitleri getirmediklerine göre artık onlar Allah katında yalancıların ta kendileridir” buyrulmuştur. Aynı surenin 4. ayetinde ise zina iddiasında bulunup şahit getiremeyenler hakkında “Onların şahitliklerini ebedi olarak kabul etmeyin. Onlar fâsıkların ta kendileridir” buyrulur.

Hz. Peygamber (S.A.V) ise; “Zandan kaçının, çünkü zan sözün en yalanıdır” (Buharî, Müslim, Tirmizî) ve “Delil getirmek iddia makamına düşer” buyurarak delilsiz bir şekilde önemli bir iddiada bulunulamayacağını bildirmiştir.

Nur suresindeki ayetlerden çıkan sonuç; namus gibi önemli bir konuda birine ithamda bulunan ve delil getiremeyenler yalancı, şahitliği ebedî olarak kabul edilmeyen ve fâsık kimselerdir.

Bu ayet ve hadislere rağmen F.Beşer hiçbir delile dayanmadan sadece altıncı hissine dayanarak beni zinadan bile daha ağır bir suçlama olan ihanet ile ve darbecilerle birlikte olmakla suçlamaktadır.

Darbelere karşı olduğuma 4 Haziran 2011’de 12 Eylül’ü değerlendirdiğim konuşmam (Video-1), 27 Aralık 2013’te cemaatin Hükümete karşı gerçekleştirdiği ve aslında bir darbe olan 17-25 Aralık operasyonunu değerlendirdiğim konuşmam (Video-2), Mısır’da yapılan darbe ile ilgili 5 Temmuz 2013 tarihli konuşmam (Video-3), darbe girişiminden sonra 21 Temmuz 2016’da düzenlediğimiz miting (Video-4) ve 22 Temmuz 2016’da ilgili soruya verdiğim cevap (Video-5) da şahittir.

Rüyalarla amel etmediğimiz halde bizi bununla itham eden F.Beşer hiçbir delile dayanmaksızın sadece altıncı hissine dayanarak beni darbe projesinin bir ucu olmakla itham etmiş, yetkililerin herkesten şüphelendiği şu günlerde böyle itham ederek beni hedef göstermiş ve tutuklanmamı sağlamaya çalışmıştır. Hâlbuki ben yaklaşık 30 yıldır o cemaati izledikleri metottan ve verdikleri tavizlerden dolayı şiddetle tenkit etmiş ve 29 Mayıs 1998’de yaptığım bir konuşmada onlara ‘bu tavizlerinizden ve dini bozmanızdan dolayı tokat yiyecek ve çökeceksiniz’ demiş birisiyim. (Video-6) Buna benzer bir konuşmayı 2010 (Video-7) ve 2013’te (Video-8) de tekrarlamış ve onlara tevbe etmedikleri takdirde çökeceklerini defalarca söylemiştim. Cemaatin en çok önem verdiği dinler arası diyaloğu (Video-9) ve Türkçe olimpiyatlarında genç kızların çıkarılıp şarkı söyletilmesini şiddetle tenkit etmiştim. (Video-10) Bu konuşmalarımın hepsi internette mevcuttur.

Ben o cemaatin en güçlü olduğu, herkesin Fethullah Gülen’i göklere çıkardığı, emniyet müdürleri, savcı ve hâkimlerin emrinde olduğu bir zamanda bu tenkitleri yaparak büyük bir riski göze alırken beni bugün ‘darbe projesinin ucu’ olmakla itham eden Faruk Beşer, ‘Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Fıkhını Anlamak’ isminde bir kitap yazıyordu. Kitabında Fethullah Gülen’i; âlim, müctehid, müceddid, ‘zamanının ve asrının tek adamı’ olarak ilan ediyordu. F.Gülen hakkında yazdıklarını okumak isteyenler o kitabı bulsunlar. Böyle yazdı çünkü o zaman Fethullah Gülen güçlü idi. F. Gülen hükümetle karşı karşıya geldikten ve gücünü kaybettikten sonra Faruk Beşer yine güçlü olana yani hükümete yüzünü dönmüş ve ‘aldandık’ demiştir. Ancak o, bu kitabı yazdığında 20 yaşında bir genç değil yaklaşık 55 yaşında bir profesördür ve hiç aldanmayan altıncı hissi de kendisi ile birliktedir. Yanılmaz zannettiği altıncı hissi benim hakkımda büyük bir yanılgıya düştüğü gibi F. Gülen hakkında da korkunç bir yanlışa düşmüştür. Oysa ki Gülen hareketiyle ilgili gerçekleri görebilmek için altıncı hisse gerek yoktu. Kur’an ve Sünnet penceresinden bakılması yeterliydi.

Fıkıh hocası olduğu halde konuya Kur’an ve Sünnet açısından bakmayıp, işlenen haramları görmeyip, o yanılmaz zannettiği altıncı hissiyle Fethullah Gülen’i göklere çıkarıyordu. F. Gülen bir çok haramı helalleştirdiği ve bir fıkıhçı bile olmadığı halde F. Beşer, onu bir mezhep kurucusuymuş gibi görüyor, onun hakkında ancak bir mezhep kurucusu için kullanılabilecek bir ifade kullanıyor, ‘İmam-ı Azam’ın Fıkhını Anlamak’ der gibi ‘Fethullah Gülen Hocaefendi’nin Fıkhını Anlamak’ diye kitap yazıyordu.  Benim 20 yaşlarında Kur’an’ın hareket metodu ve Kur’an’ın hükümleri sayesinde anladığım ve gördüğüm hataları o ancak 62 yaşında, büyük olaylar olduktan ve herkes gördükten sonra 2014 yılında görebildi. F. Gülen’e övgüler yağdırdığı kitaba rağmen ben Allah’tan korkup kendi hakkında ‘onların bir ucu olabilir’ demedim. Ama bu zat ne benim F. Gülen ile ilgili geçmişteki tenkitlerimi hesaba katıyor ne de kendinin Fethullah Gülen ile ilgili yazdığı ve onu göklere çıkaran ifadelerini düşünüyor ve şimdi kalkıp benim hakkımda projenin yani ‘darbenin bir ucudur’ ifadesini kullanabiliyor.

Sonuç: Bana ve arkadaşlarıma her türlü hakareti ve iftirayı yapan F.Beşer’e ve onun gibi hakaret eden ve bilir bilmez iftira atan başkalarına da hakkımı haram ettim.

Hiçbir delile dayanmadan sadece yanılmaz zannettiği altıncı hissiyle beni ‘ya düşmanların yeni bir projesi ya da mevcut projenin yani darbenin bir ucu olarak’ itham eden Faruk Beşer’i lanetleşmeye davet ediyor ve: ‘Ben Faruk Beşer’in dediği bu iki şeyden birisi isem Allah beni, karımı ve çocuklarımı kurutsun’ diyorum. Madem ki iddiasından emindir o halde Faruk Beşer de; ‘Alparslan Kuytul ile ilgili bu iddialarım yanlış ise Allah beni, karımı ve çocuklarımı kurutsun’ desin. Sonra hangimiz haksız ve iftiracı ise Allah’ın azabını beklesin… İddiasından emin olan bu duaya âmin der. Faruk Beşer bu duaya âmin diyemez ve lanetleşmeyi kabul etmezse kendisinin delilsiz, zanla konuşan, yalan söyleyen ve iftira atan biri olduğunu kabul etmiş demektir.

Ben artık Faruk Beşer’i Allah’a havale ediyorum. Tüm arkadaşlarımı da onu Allah’a havale etmeye davet ediyorum.


ATTIĞI TWEETLERİN LİNKLERİ:

02 Ağustos 2016
1.418 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 11 YORUM

  1. esra dedi ki:

    Bu kadar iftiraya rağmen üslubunu bozmayan ve eleştirisini,cevabını bile KURAN VE SÜNNETE GÖRE yapan bir alim..YOLUN YOLUMUZDUR HOCAM!ıslam medeniyetinin önüne her seferinde set kuran bu insanlardan BİZLER DE DAVACIYIZ!bizim de ummetin de HAKKI HARAM!
    Hodri meydan lanetlesmeyi bekliyoruz.tabi cesareti varsa?

  2. FARUK EREN dedi ki:

    ALLAH RAZI OLSUN HOCAM

  3. Orhan Kıtay dedi ki:

    es-Selamu Aleyküm,

    Muhtrem Hocaefendi,

    Niyetinizi sorgulamayacak değilim fakat neden hep Müslümanlarla kavgalısınız? Ve de çok şeditsiniz. Nasihat ve uyarılarınız bile üst perdeden. Kibir kokuyor. Bilhassa siyasi iktidara ve Erdoğan’a yönelttiğiniz eleştiriler cümle kâfir, münafık ve kemalistleri çok mutlu ediyordur. Bu insanların yaptığı hiç mi doğru bir şey yok? Suriye, Irak, Mısır, Kürt politikalarını yerden yere vuruyorsunuz da, siz olsaydınız ne yapacaktınız? İslâm’ı ve Kur’an-ı uygulayacaktım deyip slogan atmak kolay tabi. Bu ülkeye şeriat geldi de Erdoğan mı uygulatmıyor? Yüz yıldır yapılan zulümler ortadan kalkarken bunu siz mi başardınız? Elbette hükumetin de Erdoğan’ın da yanlışları çok! Fakat biraz insaf, biraz merhamet. Düşmanlıkta ve saldırganlıkta ABD’den, Almanya’dan, PKK’dan, CHP’den, ateistlerden aşağı kalmıyorsunuz adeta. Öyle ki,15 Temmuz alçaklığının bile Erdoğan tarafından planlandığını ima ediyor, tiyatro olduğunu açıkça söylüyor ve Rusya’ya yanaşılmak için bunların tezgahlandığını izhar ediyorsunuz. Bu yaptıklarınızı yüzünüze vurunca da biz öyle demek istemedik, böyle demek istedik deyip hatanızı asla kabul etmiyorsunuz. Bir defacık olsun hata yaptık dediğinizi şimdiye kadar görmedik.

    1. Fatih dedi ki:

      Bence Hükümetin yaptığı zulümler kafirleri daha mutlu ediyordur. Demokrasi ve Laiklik putunu Müslümanlara sevdirmesi, Cemaatlerden ve İslami hareketlerden Darbe ayağına nefret ettirmesi. Kafirler bunca sene uğraştırlar Demorkasiyi Müslümanlara sevdiremediler.

  4. Huriye Ataman dedi ki:

    Hocam bu yazınizla birçok kardesimizi aydınlatmiş oldunuz.Allah razı olsun…

  5. selçuk boran dedi ki:

    düşman turetmekten bıkılmadı mı kardeşler bunu boyle teşhir edeceginize gidip faruk beşer hocayla görüşmelisiniz adama kendinizi davanızı amacınızı samimiyetle anlatın sanal alemde ders vermek ayar vermek yetmedi itibarsızlaştırıp lanetleşmeye davet etmek bunlar hem dava hem davet hem maksat hem sebeb hem de alp. hocaya ve size zarar verir düşman uretme sevdalısı olmayın sizi seven ve takip eden birisi olarak davranışlarınızın muslumanları uzdugunu anlamsız tavırlarınızın sevenlerinizi azaltacagınızı unutmayın kardeşler… vesselam

    1. Fatih dedi ki:

      Faruk beşer kendisiyle görüşmek isteyen herkese bir kulp taktı. Sosyal medyadan engelledi. Tek kelime dahi konuşturmadı.

  6. AHMET dedi ki:

    İŞTE SORUN BURADA DÜN ELEŞTİRDİKLERİNİZİ BU GÜN ZORA DÜŞÜNCE KENDİNİZ YAPIYORSUNUZ. DÜN GÜLEN İÇİN BU LANETLEŞME DEĞİL LANETLEŞME MÜSLÜMAN VE KAFİRLER ARASINDA OLUR DEMİŞTİNİZ. YA F. BEŞERİ MÜSLÜMAN GÖRMÜYORSUNUZ YADA DAHA ÖNCE SÖYLEDİĞİNİZLE ÇELİŞİYORSUNUZ. GÜLENDE AYNI ŞEKİLDE KONUŞMUŞ DÜNYA ALEM YADIRGAMIŞ HAKSIZ GÖRMÜŞ KINAMIŞTI. BUNLARAN BİRİDE SİZDİNİZ. MÜLAANE DEĞİL, OLSA OLSA LANETLEŞME DEMİŞ, FAKAT LANETLEŞMENİN DE MÜSLÜMAN VE GAYRİ MÜSLİMLER ARASINDA OLACAĞINI SÖYLEMİŞ. VE HATTA “HATALARININ FARKINA VARMIŞ OLMALILAR Kİ O VİDEOYU SİTELERİNDEN KALDIRDILAR” DEMİŞTİNİZ. O ZAMANDA DEDİĞNİZ SİTEYE BAKSAYDINIZ VİDEONUN SİTEDEN KALDIRILMADIĞINI GÖRECEKTİNİZ. İSLAM DAVASI ADINA DAVANIN SAVUNUCUSUYUM DİYENLER MAALESEF HEP BU HATAYA DÜŞÜYOR.

  7. Faruk CAN dedi ki:

    Faruk BEŞER bir zamanlar fethullah Gülen e yakınlık gösterirken 3-4 yıldır beslendiği AKP ye Tayyip beye yakınlık gösteriyor. Bazı insanlar böyledir. PARA ve makam tatlı gelebilir. bir çok din aliminin türkiye de olan biten zulm e ses cıkartmadığı gibi buda zalimden yana olup mazluma saldırıyor. Alparslan KUYTUL hoca efendinin tespitlerini çok önemsiyor ve beğeniyorum.

    yanlız size bir eleştirim var. Fethullah GÜLEN e ve cemaatine yapılanlar size yapılanların binde biri bile değil. F.Gülen Hoca da bu derece ve daha fazlası ithamlar için MÜLAANE yaptığında kınamıştınız ve eleştirmiştiniz.

    demek ki çaresiz kalınca yapmak gerekiyor muş.

    ALLAH(c.c) yardımcınız olsun. Haklı olan mutlaka kazanacak. ama şunu görüyorum. sizi takip edenler efendi saygılı ve üslüplu. AKP paralı TROLleri küfürbaz,kalitesiz,ağza alınmayacak küfür ve hakaretlerle saldırıyor. üslubunuzu bozmadan doğruları haykırmaya devam edin.

    selamlar

  8. Bora dedi ki:

    Müslüman olduğunu bildiğimiz,hizmetine şahit olduğumuz biri ile,sırf nefsimizi rahatlatmak için lanetleşmek ve Hakkı’mızı haram etmek hangi ehli sünnet inancında var!?Kendinizi savunmanız güzeldi,üslubunuza hayran olmuştum ama sonucu beğenmedim hocam :((

  9. yamuk savaş dedi ki:

    Alparslan hoca efendiyi zevkle dinliyorum,ama bazen nefsine çok uyuyorsun hocam.ben ben deyip durma.sende bir sen vardır o da Allaha bağlıdır,Rabbim sevdiği kulunu daima üstün kılar,yeter ki onun rızası için yapmış ol

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?