İslam’da Davet

İslam’da Davet

                                                                               DAVET

Her Müslüman da davetçilik vasfı olmalıdır. Hz. Peygamberde (sav) ve ashabında da bu ruh görülmektedir. Osmanlının son dönemlerinde de son 300-400 yılda davet ruhu zayıfladı. Kıtal devam etmekteydi halbuki. Hocalar ders, ilim vermişler ama daveti önemsememişler. Hz. Ebu Bekir der ki: “Benim gözümde Hudeybiye Bedir’den daha önemlidir. Çünkü Bedir’de biz ölüyorduk ve öldürüyorduk. Hudeybiye’de ise, bu anlaşma sonucunda davet ortamı oluştu ve çok kimselerin hidayete ermesi için yeterli ortam oldu.”  Anlaşma esnasında (Muhammedun Rasulullah) yazılmasına razı olmayan Süheyl bin Amr Veda Haccı’nda Hz. Peygambere hizmet ediyor, kurbanlık hayvanları Haz. Peygambere getiriyordu. Bugün ülkemizde de kılıçla cihadı davetten daha önemli görenlere net bir cevaptır.

Kıtal, insanlara daha güzel ve tatlı gelmektedir. Çünkü somuttur. Davet ise sonu net olmayan bir çalışmadır. Allah indinde öldürmek, en son başvurulacak iştir. Davet ile cehennemliklerin sayısı azaltılır. Kıtal, 100 metrelik hızlı koşu gibidir. Davet ise 40 km.lik yavaş koşu gibidir. İnsanlara kısa ve hızlı olan, yavaş ve uzun olandan daha güzel gelmektedir. Bugün davet bir cihad olarak görülmemektedir. Halbuki Hz. Peygamber (sav) e gelen ilk emir davettir.  Kıtal 15 yıl sonra emredilmiştir.

Davet vazifesi terk edildiğinden beri Müslümanlar ilmi ve manevi olarak büyük tahribata uğradı. Keskin sirke küpüne zarar verir misali. İnsan davetçi olmayınca kamilleşemedi ve kendi kendine zarar verdi.

Cemaatlere gelince; cemaatler de davet yapmadı, ders yaptı. Allah birkaç kişinin fıtratına davet isteği koydu. Onların çabası ve insanın fıtratının İslam’a temayüllü olması, hem batı medeniyetinin iğrençliklerinin görülmesi ve en önemlisi Allah’ın yardımı sayesinde davet farizasının hakkı verilmediği halde İslam tüm dünyaya yayıldı. Bunda ümmet olarak ödediğimiz kefaretlerin de tesiri çoktur. Bugün bizim davet görevimizi yeniden hatırlamamız ve bu ruhu yeniden canlandırmamız gerekmektedir.

Hz. Peygamber (sav) çok kısa bir sürede ciddi bir yayılım göstermiştir. Müslümanlar ise bugün köşe kapma peşindedir. İnsanı eğitmeden köşelere yerleştirmek risktir. Çürük bir yayılım sağlar. Çok gelişmede olamaz. Önce İslam yayılmalı ardından eğitilmiş insanlar, eğitilmiş bir toplumun başına gelmelidirler.

Davet; çağırmak, davet etmek, ziyafete çağırmak manalarındadır. Kuran’da birçok kez kullanılması bu konuya verilen önemi göstermektedir. Hz. Peygamber ezanı bile davet olarak isimlendirmiştir. Biz “dava” kelimesini kullanıyoruz. Dava ile davet arasında bir fark meydana getirmişizdir. Dava, davetin siyasi boyutu gibidir. Ya da en temel inancı, davetin tevhit yani Allah’ın hâkimiyeti kastedilmektedir. Ama aslında aynıdır.

Allah Teâlâ Kuran-ı Kerim’de “Allah’a davet edenden daha güzel sözlü kimdir” buyurmaktadır. İslam davetçisi her yorulduğunda bu ayeti hatırlamalıdır.

Kimi âlimler bu ayetin kapsamını daraltıp, yalnızca müezzinlere hasretmişlerdir. Hâlbuki müezzin olmak için ilim gerekmez, davet için ise ilim gerekir. İlim ise daha üstün olmaya sebeptir. Kafir bir topluma ezan okumak büyük bir davettir dava adamı olmaktır. İslam toplumunda ezan okumak işse zayıf bir sedadır. Çünkü kimsenin anlamadığı sözleri, hiçbir tehlikeye girmeden okumanın bir manası yoktur. Mühim olan sözlerin manasını anlatmaktır.

Hz Peygamber (sav)’in Kuran-ı Kerim’deki sıfatlarında bazıları münzir ve mübeşşirdir. Uyarıcı korkutucu ve müjdeleyici. Davetçide her ikisi de dengeli olmalıdır. Bu Kuran’ın da özelliğidir. Daima paralel anlatım yöntemi kullanılır. İslam davetçisi etkili olmak için korkutmalıdır. Kendisiyle değil, Allah’ın azabı ile. İnsanın terğibe (rağbet ettirici) ve terhib (korkutucuya)’e ihtiyacı vardır.

İslam davetçileri kimi davet edecekler? Hem kafire hem müslümana. Nisa süresinde buyruluyor ki: “Ey iman edenler iman edin!”Bir şeyi yapana tekrar yap deniliyorsa bundan 2 kasıt vardır:

  • Yaptığınız amele devam edin
  • Yaptığınız ameli kontrol edin. Farkına varak yapın. Hem Müslümanlara davet yapacağız hem de kendimize. İmanın kontrolü için müslümana da davet yapılmalıdır. Tevhidi bilmeyen kimselerde davete muhataptır.

Kuran- Kerim’de davet ile ilgile bazı ayetler vardır ve mefulleri yoktur.”Rabbinin yoluna davet et” ayeti de böyledir. Bu ayet herkesi kapsamaktadır zira mefulü yoktur, umuma hitap eder.

“Sizden hayra davet eden, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir ümmet bulunsun.”Arapçada matuf ve matuf-u aleyh birbirinden farklı gelmelidir. Burada birbirinden farklı 3 şeyden bahsedilmektedir.

  • Hayra davet
  • İyiliği emir
  • Kötülükten nehiy

Hayra davet ile iyiliği emir farklı şeyler midir? Kimileri derki; ikisi ayrı şeylerdir. Kimileri de derki; Allah önce geneli söylemiştir, sonra özele inmiş. Hayra davetin önemli iki bölümünü söylemiştir. Tıpkı Asr süresinde salih amelin iki kısmını  – hayrı tavsiye, sabrı tavsiye- zikredilmesi gibi. Son ikisi birincinin açılımıdır.

Her hayra davet, iyiliği emir kötülükten sakındırma değildir. Ancak her iyiliği emir, kötülükten sakındırma davettir.Davette emir manası yoktur. Emr-i bil marufta ise adı üzerinde emir vardır. Namazda, zekâtta emir vardır. Cömertliğe davet, tövbeye, zikrullaha davet emir kapsamında değildir. Adeta böyledir:

-Hayra iyiliğe davet edin

-Farzları emredin

-Haramları yasaklayın

Böyle anlaşılmaz ise, şöyle bir mahzur ortaya çıkabilir: Müslümanlar emr-i bil marufta sorumlu oldukları halde bunu hayra davet olarak görebilirler.- ki böyle olmuştur- Emri bil maruf için devlet olmak, bunun için çalışmak gerekir. Bunu bir davet olarak görmek çalışmanı bitirir. Gayretini hükümsüz kılar. Çünkü davette mecburiyet yoktur.

Kuran-ı kerim’de kimi yerde davet görevi iman ile eşdeğer tutulmuş ve bu görevi yapmayanlar lanetlenmişlerdir. “İsrail oğullarından kafir olanlar (peygamberleri)Davut ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lanetlendiler. Yaptıkları küfür ameli daveti terk etmeleridir. “Bu onların haddi aşmaları ve haksız yere peygamberleri öldürmeleri sebebiyledir. Onlar yaptıkları kötülüklerde birbirlerini nehyetmiyorlardı.”

 

 

 

 

10 Kasım 2015

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM

  1. abdullah harun dedi ki:

    Güzel tespitlerle dolu bir yazı, Allah razı olsun. Davet konusundaki bazı yanlış anlamalarımızın düzelmesine vesile olur inşallah. Rabbim hakkıyla davet görevini yapanların çalışmalarını bereketlendirsin inşallah. Selam ve dua ile…

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?