KHK’lıların Yaşadığı Mağduriyetler Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

KHK’lıların Yaşadığı Mağduriyetler Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

Alparslan Kuytul Hocaefendi KHK hakkında sorulan soruyu yanıtladı.
Bu hafta yaptığı cuma tefsiri sonrası sorulan soruları cevaplayan Hocaefendi, KHK mağdurları hakkında sorulan soruyu şu şekilde yanıtladı;


SORU| “Ben 8 aylık polisken KHK ile ihraç edildim, 1 yıl yatıp tahliye oldum. Şuanda dosyam Yargıtay da. Toplumdan dışlanıyorum, kimse iş vermiyor, kızıyla evlenmemi istemiyor, ne yapacağımı bilemiyorum. Bu konuda ne tavsiye edersiniz?

“Ben bu hususta çok defalar konuştum. Bülent Arınç KHK facia dedi. Adamın üzerine gittiler. Facia tabi. İçinden bir kısmı hak etmiş olabilir ama çok büyük bir ekseriyeti böyle bir cezayı hak etmedi, bu insanlar aç kaldılar ve rezil oldular. Toplumdan dışlandılar. Eğer onlara selam veren, bankalarına para koyan, dershanelerinde görev yapmış, öğretmenlik yapmış olan, hademelik vs. yapmış olan insanları, hatta bazen akrabası olan nice insanları, işten kovuldular. Aç bırakıldılar. Bu facia değil de nedir?

ŞÜPHE VARSA CEZA VERİLMEZ

Aman hükümet kızmasın, aman hükümetle karşı karşıya gelmeyelim” diye kimse doğruları konuşmuyor. Bu insanlar neler çektiler. Bakın işte bu soru da diyor ki; “Bana kız bile vermiyorlar.” Bu nasıl insanlık? Bir kere İslam da ceza sisteminde kaidelerden birisi şudur: “Şüphe varsa cezalar durdurulur” diyor peygamberimiz. “Şüphelerle hadleri durdurunuz” buyurmuş. Bugün ki modern dünyada da modern hukuk sisteminde de geçerli. Şimdi ki ifadesiyle deniyor ki; şüpheden sanık yararlanır. Aslında peygamberimizin söylediğini bir başka şekilde ifade etmişler. Yani şüphe varsa ceza verilmez. Sanığın lehine hüküm verilir. Çünkü ispatlanamamıştır. Delil yetersizliğinden, şüphe olduğundan dolayı. Şimdi bu bütün dünyada geçerli. İslam’da da böyle, dünyada da böyle. Zaten dünya bunu İslam’dan aldı. İslam peygamberi bunları yerleştirdiğinde dünya hukukun ‘h’ sini bilmezdi. Efendimiz ümmi bir insan olduğu halde öyle mükemmel sistemler, kaideler, esaslar yerleştirdi ki; bu normal bir insanın yapabileceği bir şey değil, ancak Allah’ın yönlendirmesiyle bir peygamber bunu yapılabilir. Her konuda ümmi bir insanın bunu yapması mümkün mü? Ve bunu yerleştirdi, tüm dünyada bunu İslam’dan aldı.
Fakat 15 Temmuz bahanesiyle tüm bu esaslar terkedilmeye başlandı. Küçücük bir şüpheyle insanlara ağır cezalar veriliyor. Bu insan neler çekiyor. Hiçbir şey kesin bir delil olmadığı halde “hele yatsın iki üç sene diyorlar” sanki öyle kolaymış gibi. Böyle diyenlerin hepsini hapse atmak lazım. O zaman anlar hapis neymiş. Kolay zannediyor. Biraz aklı başına gelsin gibi. Bir insanın özgürlüğünü elinden almak, onu lekelemek oyuncak mı? Bu insan sana hakkını helal eder mi zannediyorsun? Zulmetmek çok kolaylaştı. En küçük bir şüphe ile hatta vehim şüpheden de daha düşük, vehim ile kararlar veriliyor. Yıllarca hapis veriliyor.
“Bankaya para koydu, yok onların dershanesinde okudu, yok onların evlerinde kaldı, yok onların dershanesinde öğretmenlik yaptı.” Eğer bu suçsa AKP’nin bütün milletvekilleri bu suçu işledi. Eğer bu suçsa bunun en büyüğünü en tepedekiler işledi. O zaman onlara niye ceza vermiyorsunuz? Ben bunu söyledim diye, bu zulme karşı geldim diye beni de hapse attılar. Sebeplerden birisi bu tabi tamamı değil.

5 TEMMUZ’UN DERİN AYAĞI DA ORTAYA ÇIKARILSIN

Herkesi susturmak istiyorlar kimse konuşmasın. Neden? Çünkü hükumetin öfkesinden istifade eden bazı güçler var. Hükümeti daha da kışkırtıyor ve hükümet vurun diyor onlar öldürüyor. İslam düşmanı güçler var. Bunların eline fırsat geçti. Belki de bunlar bu fırsatı kendileri oluşturdu. 15 Temmuz’un perde arkasında bence onlarda var. Sürekli söylenen şey FETÖ’nün siyasi ayağı. FETÖ’nün siyasi ayağını televizyonlarda bin defa konuştular, onu söylemeye gerek yok. FETÖ’nün siyasi ayağı da ortaya çıkarılabilir. Ama ben başka bir şey söylüyorum. Yeni bir şey söylüyorum: “15 Temmuz’un bir de derin ayağı var. 15 Temmuz’un derin ayağı da ortaya çıkarılsın.” O zaman göreceksiniz. 15 Temmuz’un perdearkasında bence din düşmanı güçler var. Onlar da yardım ettiler. Onlar tuzağı hazırladılar. Ve o bahaneyle şimdi her türlü zulmü yapıyorlar.

BEN MAZLUMLARI SAVUNUYORUM, MAĞDURLARI SAVUNUYORUM

Alnı secdeye giden her Müslümana ellerinden geldiği kadar bir soruşturma açıyorlar. Tabi hepsini birden yapamıyorlar kademe kademe yapıyorlar. Hep aynı bahaneyle istediklerini yapıyorlar. Adamı susturmak için “bak sana FETÖ deriz” diyorlar, adamı susturuyorlar. Dediklerini ona yaptırtıyorlar. Ya da hapse atmak istediklerini FETÖ diyerek, bilmem ne diyerek hapse atıyorlar. Bunların eline fırsat geçti.
Benim bu tür konuşmalarımdan da nefret ediyorlar. Neden? Çünkü onlar büyük bir proje yapmışlar. Türkiye’deki İslami faaliyetlerin kökünü kurutma projesi. Yalnızca FETÖ ya da şu bu cemaat değil, tamamının hatta; diyanetin bile faaliyetlerini küçültme projesi. Kuran kurslarını bile azaltma projesi. İmam hatipleri de, ilahiyatları da azaltma projesi. Tüm İslami faaliyetleri azaltma, mümkünse bitirme, mümkün olmazsa küçültme projesi. Bunu yapabilmeleri için herkesin susması lazımdı. O korku ortamını meydana getirdiler. Herkes susuyor ve bunlar projeyi rahat rahat yürütüyor. Bu tür konuşmalarla projeyi rahat yürütmeleri kısmen de olsa engelleniyor. O yüzden benden nefret ediyorlar. Yani biz istediğimiz kadar vuracağız, senin gibilerin bu gibi konuşmaları yüzünden istediğimiz kadar darbe vuramıyoruz diyorlar. Yani sen onları mı savunuyorsun diyorlar. Ben kimi savunuyorum? Mazlumları savunuyorum, ben mağdurları savunuyorum. Darbe elbette ki suçtur. Darbecilere elbette cezası verilmeli. Ben onlardan bahsetmiyorum. Selam veren adama ceza kesiyorsunuz. Eğer şu insanlar suçlu ise AKP’nin içindeki milyonlarca insan suçlu. Niye onlara dokunmuyorsunuz?

DARBEYE KARIŞAN SUÇLUDUR DENİLECEKTİ BAŞKASINA DOKUNULMAYACAKTI

Böyle bir mantık olamaz. Selam veren suçlu gibi bir noktaya getirdiler işi. 500 bin kişi hakkında işlem yapılır mı ya? 530 bin civarında. Şimdi de her gün devam ediyor. Belki de 550 bin olmuştur. Bu kadar insan hakkında işlem yapıldı. Kimi emniyetten bırakıldı ama adama operasyon yapıldı ve suçlu gibi alınıp götürüldü. Çevresinde, mahallesinde, konu komşusuna karşı rezil ettiler. Bir kısmı işten çıkartıldı, aç bırakıldı. Bir kısmı hapse atıldı. Bu adam darbeci mi? Böyle bir iddia da yok. Darbeye katıldı diye bir iddia yok, iddianamede böyle bir şey yazmıyor. Bu onlardandı diyor. Bu onlardansa selam veren herkesi onlardan sayabilirsin. Eğer bunu böyle kabul edeceksek yani darbeye karışmayan kimseyi de suçlu gibi göreceksek, o zaman milyonlarca insanı daha hapse atmak lazım. Öyle değil mi? Onlara milyonlarca insan selam vermedi mi? Yıllardan beri niceleri onlarla beraber yemek yedi, onlarla oturdu, kalktı, gitti, geldi, çocuğunu okullarına, dershanelerine gönderdi. Böyle olmadı mı?
Bu işin başlangıcı yanlış. Darbeye karışan suçludur denilecekti, başkasına dokunulmayacaktı. Darbeye karışan, darbecileri bir şekilde destekleyen, o işlerin içinde yer alanlara suçlu denilecekti. Gerisine karışılmayacaktı. Şimdi iş bu noktaya geldi. Kız bile vermiyorlar.
Çok sayıda insana haksızlık yapılıyor. Ama milletin ödü kopuyor, konuşmuyor. Bugün birisi bir şey anlattı. Ne kadar doğru bilemiyorum tabi. Hakim birine, “ya sen ya ben” diyor. “Seni affetsem bana ceza verecekler. Şimdi seni mi seçeyim, kendimi mi seçeyim?” Birisi bu noktaya gelen hakimler olduğunu söyledi. Şahit olanlar var. Bizim de bildiğimiz bazı şeyler var. Yani işlerin talimatla yürüdüğü açıkça meydanda.

BYLOCKUN İÇERİĞİNİN TESPİT EDİLMESİ GEREKİR

Şimdi mesela Bylock çıkanları kesin FETÖ üyesi olarak kabul edip 6-7 sene ceza veriyorlar. Bunu bilmek için ne alim olmaya gerek var, ne avukat olmaya gerek var, ne hakim olmaya gerek var. Bylock var da, Bylock’ta ne konuşmuş, ne yazmış, ne çizmiş. Bylock’un içeriğinin tespit edilmesi gerekir. Bunu bilmek için alim olmaya gerek yok. Kaldı ki kendinin haberi olmadan telefonuna Bylock yüklenenlerin olduğunu devletin savcısı açıkladı ve 11.480 kişi beraat etti sonra. Böyleleri olduğu gibi birde Bylock olduğu halde hiç kullanmamış olanlar var. İlk zamanlarda 594 bin kişinin Bylock kullandığı tespit edilmişti. Sonra bunların bir kısmı elendi. Bazı kriterler koydular, 214 bin civarına indirdiler. Sonra bir kriter daha koydular. Mesela hiç olmazsa bir mesaj atmış olsun, yoksa Bylock kullanmış kabul etmeyelim gibi. 100 bine falan düştü.
Bir kriter koyuyorsun 400 bin birden azalıyor. 2 kriterle 600 binden 100 bine düştü. O kriterleri de koymasalar 600 bin kişi hakkında işlem yapacaklar. Pes yani. Sırf Bylocktan. 1-2 kriter koydular 100 binlere düştü. Bir de şimdi içeriğine bakılsa inanın çoğu beraat edecek. Hakimler bunun içeriğine niye bakmıyor. Bylock’un içinde ne yazıdığına bakmak çok mu zor yani. Bu adam ne yapmış Bylock’ta? Bu zamanın imkanlarıyla 3 seneden beri ne yaptığını tespit edemedin mi? Sen istersen milyon kişiyi dinlemeyi biliyorsun. Bylock’ta ne konuştuğunu tespit edemiyor musun gerçekten? Kasten tespit etmiyorlar.

İSLAMİ FAALİYETLERİ BİTİRMEK VE DE BÜYÜK BİR KORKU MEYDANA GETİRMEK

Bu dönem ilerde lanetle hatırlanacak. Lanetle hatırlanacak. Hiç alakası olmayan insanlar işten kovuluyor.
Bunun hepsini hükümet mi yaptırıyor? Bence hükümetin de üstünde bir güç var. Bu güç bu bahaneyle tüm İslami faaliyetleri bitirmek ve de büyük bir korku meydana getirmek istiyor. Bu korku ortamında kimse kımıldayamasın. İslami hizmetler 30-40 yıl gerilemiş oldu. Hanginiz şimdiki Türkiye’nin 5 sene evvelki Türkiye olduğunu söyleyebilirsiniz? Hanginiz şimdiki Türkiye için 2013’ün Türkiye’si gibi diyebilir.
Bir korku imparatorluğu meydana getirdiler. Ama böyle Müslümanlara da müstahak yani. Kimse konuşmuyor. Konuşmayanlara müstahak. Sadece başkaları değil bu zulme uğrayanlar da konuşmuyor. Sadece onu bunu suçluyorlar. Neden bizi kimse savunmuyor? Neden cemaatler bize sahip çıkmadı? Diye. Kardeşim, sen kendi kendine sahip çıksana. Evvela sen başına gelenleri anlatsana. Sen başına geleni bile anlatmıyorsun, korkuyorsun belki mahkememi etkiler, bana daha da ağır cezalar verirler filan diyorsun. Sen böyle düşünürsen başkaları niye seni savunsun. O da demez mi bende konuşursam beni de hapse atarlar. O zaman o da haklı. Niye o zaman sitem ediyorsunuz? Herkesin konuşması lazım. Yoksa bu zulüm bitmez.

Tamamını izlemek için;

11 Ocak 2020
Etiketler: ,

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?