Recep Ayı Maneviyat Reçetesi
Recep Ayı Maneviyat Reçetesi
27 Şub 2020

Ramazan ayı yaklaşıyor… Ramazan ayı ki; hidayet, rahmet af ve mağfiret ayı… Ramazan ayı ki; Efendimiz (a.s) ‘ın ‘Ramazan ayını yaşayıp da kendini affettiremeyenin burnu yerde sürtülsün!’ diye beddua ettiği ay… Hakikatte Receb, Şaban aylarını da değerli kılan bu aylarda Ramazan ayına ruhi hazırlık yapılmasıdır. Receb ve Şaban ayında gereken manevi hazırlığı yapamayanlar Ramazan ayını değerlendirmekte zorlanacaklardır. Diğer taraftan Öncü Nesil ulaşmak istediği manevi hedeflere ve özellikle de Allah’tan gece-gündüz istediği ‘taze iman’a sahip olmak için üç ayları ganimet bilmeli ve bunun için tüm fırsatları değerlendirmelidir…

Biz de bu üç ayların belki de yaşadığımız-yaşayacağımız son 3 aylar olması ihtimalini de göz önünde bulundurarak kalplerimize şifa olacak manevi bir reçete hazırladık. Bu reçeteyi hakkıyla uygulayabilmek ve istifade edebilmek temennisiyle Recep Ayının reçetesini sizlere sunuyoruz. Şaban ve Ramazan aylarının ilk günlerinde bu ayların reçetelerini sizlerle paylaşacağız.

Bu reçeteleri uyguladığınız takdirde Recep ve Şaban aylarında bir Kur’an hatmi, bir de meal hatmi yapmış, birçok nafile oruç tutmuş ve kaza namazı kılmış olacaksınız. Ayrıca Ramazan ayında da müstakil bir hatim yapmış olacaksınız.

Böylece Allah’ın dinine ve davasına hizmet edecek, her türlü zorluğa rağmen İslam’ın ihyası için gayret edecek Öncü Nesil ihtiyacı olan benzini depolamış olacak…

Rabbim kalplerimize ihlas yağdırsın ve amellerimizi kurtuluşumuza vesile kılsın. (Âmin)

Öncü Neslin Recep Ayı Maneviyat Reçetesi

  1. Kur’an Okumak: Günde 10 Sayfa (Kur’an okumaya teşvik için “Kur’an Okumanın Fazileti ve sahabenin Kur’an okumaya verdiği önem” konusu üzerinde durulur.)
  2. Meal Okumak: Günde 10 Sayfa
  3. Kaza Namazı Kılmak: Haftada 2 Günlük (Uygulama için: Herkesin kaza namazını hesaplaması ve çetele tutup kazalarını tamamlaması önerilir.)
  4. Teheccüd Kılmak: Haftada 3 Gün (Teheccüd ve diğer nafile namazların faziletleri konusu üzerinde durulur.)
  5. Duha Kılmak: Haftada 3 Gün
  6. Evvabin Kılmak: Haftada 3 Gün
  7. Nafile Oruç Tutmak: Haftada 2 Gün (Pazartesi/Perşembe)
  8. Kaza Orucu Tutmak: Kaza orucu olan Pazartesi/Perşembe oruçlarında kazaya niyetlenir.
  9. Zikir- (100 defa Subhanallahi ve bihamdihi, 100 Defa Estağfirullah Ve Etubu İleyh, 100 Defa Salavat, 100 Defa La İlahe İllallahu vahdehu la şerikeleh lehül mülkü ve lehül hamdu ve huve ale kulli şey’in kadir)
  10. Dua Etmek: Dua ayetleri ve dua hadisleri ezberlenir.
  11. Tefekkür Etmek: Özellikle meal okurken tefekkür ayetleri üzerinde durup düşünmeye dikkat edilir.
  12. Sadaka Vermek: Mümkünse her hafta bir fakir, yoksul güç nispetinde sevindirilir.
  13. Hasta, Taziye, Mezarlık ve Kimsesizleri-Fakirleri Ziyaret Etmek
  14. Camide Namaz Kılmak: Vakit namazları camide kılınmaya özen gösterilir.
  15. Manevi İçerikli Sohbetler Dinlemek: Haftada bir sohbet:
  16. Hafta: Bu senenin manevi gelişim senesi ilan edildiğini duyduk. Bu konuda bizlere tavsiyeleriniz nelerdir?
https://www.youtube.com/watch?v=FroaN_MEM-w

1) Hafta: KONULU DERS: Davetçinin yol azığı teheccüd namazı (1995)

https://www.youtube.com/watch?v=PszPQN6njPg

2) Hafta: İHLAS – Alparslan Kuytul Hocaefendi

https://www.youtube.com/watch?v=tgRDwwn7z40

3) Hafta: KONULU DERS: Tefekkür Etmek

https://www.youtube.com/watch?v=op2dZvJFc1g

16. Daima Abdestli Bulunmaya Gayret Etmek

PDF olarak indirmek için tıklayınız;

Rasulullah (s.a.v)’in sıkça yapmış olduğu dualar:

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنَ الْخَيْرِ كُلِّهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّرِّ كُلِّهِ مَا عَلِمْتُ مِنْهُ وَمَا لَمْ أَعْلَمْ.

Aişe radiyallahu anha’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 “Allah’ım, senden bildiğim ve bilmediğim hayrın hepsini isterim, bildiğim ve bilmediğim şerrin tümünden de sana sığınırım.”[1]

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَالْهَرَمِ وَعَذَابِ الْقَبْرِ، اَللَّهُمَّ آتِ نَفْسِي تَقْوَاهَا، وَزَكِّهَا اَنْتَ خَيْرُ مَنْ زَكَّاهَا، اَنْتَ وَلِيُّهَا وَمَوْلٰيهَا اَللَّهُمَّ إِنِّي َأَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَ مِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَ مِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَ مِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا.

Zeyd İbni Erkam radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“Allah’ım, acizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım nefsime takvasını ver, onu temizle. Sen onu temizleyenlerin en hayırlısısın. Sen onun sahibi ve dostusun. Allah’ım korkmayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.”[2]

اللَّهُمَّ إِنِي أَسْأَلُكَ الْهُدَى، وَالتُّقَى، وَالْعَفَافَ، والْغِنَى.

İbni Mes’ud radiyallahu anh’dan rivayetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“Allahım! Senden hidâyet, takvâ, iffet ve gönül zenginliği isterim.”[3]

اَللَّهُمَّ أصْلِحْ لِى دِينِى الَّذِي هُوَ عِصْمَةُ أَمْرِى، وَأَصْلِحْ لِى دُنْيَاىَ الَّتِى فِيهَا مَعَاشِى، وَأَصْلِحْ لِى آخِرَتِى الَّتِى فِيهَا مَعَادِى، وَاجْعَلِ الْحَيَاةَ زِيَادَةً لِى فِي كُلِّ خَيْرٍ، وَاجْعَلِ الْمَوْتَ رَاحَةً لِى مِنْ كُلِّ شَرٍّ.

Yine Ebû Hureyre radiyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“Allah’ım, dinimi doğru kıl, o benim işlerimin ismetidir. Dünyamı da doğru kıl, hayatım onda geçmektedir. Ahiretimi de doğru kıl, dönüşüm orayadır. Hayatı benim için her hayırda artma (vesilesi) kıl. Ölümü de her çeşit şerden (kurtularak) rahat(a kavuşma) kıl.” [4]

اللَّهُمَّ إنِّى أعُوذُ بِكَ مِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ دُعَاءٍ لَا يُسْمَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، أعُوذُ بِكَ مِنْ هَؤَلاءِ اَرْبَعِ.

Abdullah İbn Amr radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

Allah’ım, huşû duymaz bir kalbten sana sığınırım, dinlenmeyen bir duadan sana sığınırım, doymak bilmeyen bir nefisten, faydası olmayan bir ilimden, bu dört şeyden sana sığınırım.” [5]

اللَّهُمَّ ألِّفْ بَيْنَ قُلُوبِنَا، وَأصْلِحْ ذَاتَ بَيْنِنَا، وَاهْدِنَا سُبُلَ السَّلَامِ. وَنَجِّنَا مِنَ الظُّلمَاتِ إلَى النُّورِ، وَجَنِّبْنَا الْفَوَاحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ، وَبَارِكْ لَنَا فِي أسْمَاعِنَا وَأبْصَارِنَا وقُلُوبِنَا وَأزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا، وَتُبْ عَلَيْنَا إنَّكَ أنْتَ التَّوَابُ الرَّحِيمُ. وَاجْعَلْنَا شَاكِرِينَ لِنِعْمَتِكَ مُثْنِينَ بِهَا قَابِلِيهَا وَأَتِمَّهَا عَلَيْنَا.

Abdullah İbni Mes’ud radıyallahu anhuma’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua etti:

“Allah’ım! Kalplerimizi birleştir, aramızdaki geçimsizliği düzelt. Bizi selâmet yollarına sevket, zulümâttan nûra kavuştur. Bizi, çirkinliklerin açık ve gizli olanlarından uzak tut. Kulaklarımızı, gözlerimizi, kalplerimizi, zevcelerimizi ve çocuklarımızı hakkımızda mübarek ve hayırlı kıl. Tevbelerimizi kabul et, sen rahimsin, tevbeleri kabul edersin. Bizleri verdiğin nimetlere şâkir, onlarla senâ edici, onları kabul edici kıl, onları (ahirette de nasip ederek) hakkımızda tamamla.”[6]

اللَّهُمَّ مُصَرِّفَ القُلُوبِ صَرِّفْ قُلُوبَنَا عَلَى طَاعَتِكَ .

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua etti:

 “Ey kalpleri yönlendiren Allah’ım! Kalplerimizi sana itaate yönelt!”[7]

يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ. 

Şehr İbni Havşeb şöyle dedi: Ümmü Seleme radıyallahu anhâ’ya:

– Ey mü’minlerin annesi! Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem senin yanında bulunduğu zamanlarda en çok hangi duayı okurdu? diye sordum. O da şöyle dedi:

– Çoğu zaman Ey kalpleri halden hale çeviren Allah! Benim kalbimi dininden ayırma!” diye dua ederdi.[8]

اللَّهُمَّ اهْدِنِي ، وَسدِّدْنِي. 

Ali radıyallahu anh şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:

“ Allahım! Beni doğru yola ilet ve o yolda başarılı kıl! de” buyurdu. [9]

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى ، وَالسَّدَادَ .

Ali radiyallahu anh’dan rivayetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 “Allah’ım! Senden beni doğru yola iletmeni ve o yolda başarılı kılmanı niyâz ederim.[10]

اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ.

Âişe radiyallahu anha’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

“ Allah’ım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım işlerin şerrinden sana sığınırım. [11]

اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ ، وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ ، وَجَمِيعِ سَخَطِكَ.

 İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in dualarından biri şu idi:

 “Allah’ım! Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden, lütfettiğin âfiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezadan ve senin gazabını üzerime çekecek her şeyden sana sığınırım. [12]

اللَّهُمَّ إِنِّـي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ والْكَسَلِ وَالْجُبْنِ وَالْهَرَمِ ، وَالْبُخْلِ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ. وفي رِوايةٍ : « وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ »

Enes radiyallahu anh’dan rivayetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azâbından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.[13]

Diğer bir rivayete göre, “…Borç altında ezilmekten ve zalimlerin başa geçmesinden” buyurdu. [14]

« اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ ، وَبِكَ آمَنْتُ ، وعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ وَبِكَ خَاصَمْتُ ، وإِلَيْكَ حَاكَمْتُ . فاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ ، وَمَا أَخَّرْتُ ، وَمَا أَسْرَرْتُ ومَا أَعْلَنْتُ ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ ، وَأَنْتَ الْمُؤَخِّرُ ، لَا إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ » .

« وَلَا حَولَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ » 

İbni Abbas radiyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem hep şöyle dua ederdi:

Allah’ım! Sana teslim oldum, sana inandım, sana güvendim. Yüzümü, gönlümü sana çevirdim, senin yardımınla düşmanlara karşı mücadele ettim. Kitabın ile hükmettim. Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim, açığa vurduğum ve senin benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senden başka ilâh yoktur.”[15]

Bazı râviler, “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh: Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir” cümlesini ilâve etmişlerdir.[16]

 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ النَّارِ ، وعَذَابِ النَّارِ ، وَمِنْ شَرِّ الْغِنَى وَالْفَقْرِ .

Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şu sözlerle dua ederdi:

“ Allah’ım! Cehennem fitnesinden, cehennem azâbından, zenginliğin ve fakirliğin şerrinden sana sığınırım.”[17]

اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ مُنْكَرَاتِ الْأَخْلَاقِ ، وَالْأَعْمَالِ وَالْأَهْوَاءِ.

Ziyâd İbni İlâka’nın rivayetine göre amcası Kutbe İbni Mâlik radıyallahu anh  şöyle dedi:

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

Allah’ım! Kötü ahlâklı olmaktan, fena işler yapmaktan ve yanlış inançlara sapmaktan sana sığınırım.”[18]

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُوعِ ، فإِنَّهُ بِئْسَ الضَّجِيعُ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخِيَانَةِ ، فَإِنَّهَا بئْسَتِ الْبِطَانَةُ .

Ebû Hureyre radiyallahu anh’dan rivayetleRasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

Allah’ım! Açlıktan sana sığınırım; o insanı avucunun içine alan ne fena bir haldir. Emanete ihanetten de sana sığınırım; o ne kötü bir huy ve tabiattır.” [19]

اللَّهُمَّ أَلهِمْنِي رُشْدِي ، وأَعِذْنِي مِنْ شَرِّ نَفْسِي.

İmrân İbni Husayn radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem onun babası Husayn’a dua etmesi için şu iki cümleyi öğretti:

Allah’ım! Beni senin doğru yoluna ilet! Nefsimin şerrinden beni koru!”[20]

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ سَمْعِي، وَمِنْ شَرِّ بَصَرِي، وَمِنْ شَرِّ لِسَانِي، وَمِنْ شَرِّ قَلْبِي، وَمِنْ شَرِّ مَنِيِّي.

Şekel İbni Humeyd radıyallahu anh şöyle dedi:

– Yâ Resûlallah! Bana bir dua öğret! dedim. Bunun üzerine bana:

– Allahım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım,de” buyurdu. [21]

يَاذَا الجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ.

Enes radiyallahu anh’dan rivayetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

 Ey azamet ve kerem sahibi Allah’ım!duasını ihmâl etmeyip sık sık söyleyiniz.”[22]

اللَّهمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ حُبَّكَ ، وَحُبَّ مَنْ يُحِبُّكَ ، وَالْعَمَلَ الَّذِي يُبَلِّغُنِي حُبَّكَ اللَّهُمَّ اجْعَلْ حُبَّكَ أَحَبَّ إِلَيَّ مِنْ نَفْسِي ، وَأَهْلِي ، وَمِنَ الْمَاءِ الْبَارِدِ . 

Ebü’d-Derdâ radiyallahu anh’dan rivayetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: Dâvûd aleyhisselâm şöyle dua ederdi: 

Allah’ım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim. Allah’ım! Senin sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl!”[23]

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ ، وَعَزَائِمَ مَغْفِرتِكَ ، والسَّلَامَةَ مِنْ كُلِّ إِثمٍ ، وَالْغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍ ، وَالْفَوْزَ بِالْجَنَّةِ ، وَالنَّجَاةَ مِنَ النَّارِ. 

İbn Mes‘ûd radiyallahu anh şöyle dedi: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’ in dualarından biri şöyleydi:

“Allah’ım! Senin rahmetini kazandıracak, bağışlamanı sağlayacak işler yapmayı, her türlü günahtan uzak durmayı, bütün iyilikleri işlemeyi, cennete kavuşup cehennemden kurtulmayı nasip etmeni niyaz ediyorum.” [24]

اَلْحَمْدُ لِلَّه ِعَلَي كُلِّ حَالٍ. رَبِّ أعُوذُ بِكَ مِنْ حَالِ أَهْلِ النَّرِ.

Ebu Hureyre radiyallahu anh’dan rivayetle Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle derlerdi:

“Her hal için Allah’a hamd olsun. Ey Rabbim, cehennem ehlinin halinden sana sığınırım.”[25]

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْجَنَّةَ وَأَسْتَجِيرُ بِكَ مِنَ النَّارِ

Hz. Enes radiyallahu anh’dan rivayetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim cenneti üç kere isterse, cennet: “Allah’ım onu cennete koy” der. Kim Allah’tan üç sefer ateşe karşı koruma talep ederse, cehennem: “Allah’ım onu ateşten koru” der.” [26]

اَللَّهُمَّ فَقِّهْنِي فِي الدِّينِ

“Allah’ım! Beni dinde anlayışlı kıl!”

 Buna Buhari ve Müslim’de Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellemin İbnu Abbas’a yaptığı dua delalet etmektedir. [27]

 اللَّهُمَّ زِدْنَا وَلَا تَنْقُصْنَا وَأَكْرِمْنَا وَلَا تُهِنَّا وَأَعْطِنَا وَلَا تَحْرِمْنَا وَآثِرْنَا وَلَا تُؤْثِرْ عَلَيْنَا وَارْضِنَا وَارْضَ عَنَّا. 

 Ömer b. Hattâb şöyle diyordu: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, vahy geldiği zaman başının ucunda arı uğuldamasına benzeyen bir ses işitilirdi. Bir gün kendisine vahy gelmişti. Bir süre bekledik sonra vahiy durumu ondan kaldırıldı. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kıbleye karşı durdu ellerini kaldırdı ve şöyle buyurdu:

“Allah’ım! Biz Müslümanların sayısını artır, eksiltme. Bizi şerefli kıl, alçaltma Bizi. Ver bize, mahrum etme bizi. İyiliklerde bizi gözet, bizim üzerimize başkalarını tercih etme. Bizi memnun et, sen de bizden razı ol.”

Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle devam etti: Bana on ayet indirildi kim onların gereğini yaparsa mutlaka Cennete girecektir. Sonra Mü’minün sûresi 1-11. ayetlerini okudu:”[28]

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ مِنْ خَيْرِ مَا سَأَلَكَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا اسْتَعَاذَ مِنْهُ نَبِيُّكَ مُحَمَّدٌ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم ، وَأَنْتَ الْمُسْتَعَانُ ، وَعَلَيْكَ الْبَلَاغُ ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ.

 Ebû Ümâme radıyallahu anh şöyle dedi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem birçok dua okudu, fakat biz ondan hiçbir şey ezberleyemedik. Bunun üzerine:

– Yâ Resûlallah! Pek çok dua okudun, biz onları ezberleyemedik, dedik. O zaman Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

– “O duaların hepsini içine alan bir duayı size öğreteyim mi? Şöyle deyiniz: 

“ Allah’ım! Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in senden dilediği hayırları ben de dilerim. Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in sana sığındığı şerlerden biz de  sana sığınırız. Yardım ancak senden beklenir. İnsanı dünya ve ahirette muradına ulaştıracak sensin. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”[29]

  • Tevbe Ve İstiğfar Hakkında
  • …Hz. Ebû Bekri’s-Sıddik radiyallahu anh’dan rivayetle,  Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Günah işleyip arkasından kalkıp abdest alarak iki rekât namaz kılan sonra da Allah Teâlâ hazretlerine tevbe eden her insan mutlaka mağfiret olunur.” Sonra da şu âyeti okudu(Meâlen): “Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı zikrederler, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka bağışlayan kim vardır?” (Âl-i İmrân 135). [30]

  • İbni Abbâs radiyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir.”[31]

  • Tevbe Ve İstiğfar Duaları

اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي خَطِيئَتِي وَجَهْلِي ، وإِسْرَافِي فِي أَمْرِي ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي ، اللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي جِدِّي وَهَزْلِي ، وَخَطَئِي وَعَمْدِي ، وَكُلُّ ذَلِكَ عِنْدِي ، اَللَّهُمَّ اغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ ، وَمَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي ، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ ، وَأَنْتَ المُؤَخِّرُ، وَأَنْتَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ .»

Ebû Mûsâ el-Eş‘arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla! Allah’ım! Ciddî ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim.Allah’ım! Şimdiye kadar yaptığım, bundan sonra yapacağım, gizlediğim ve açığa vurduğum, ölçüsüz bir şekilde işlediğim ve benden daha iyi bildiğin günahlarımı affeyle! Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Senin gücün her şeye yeter[32]

أَسْتَغْفِرُ اللَّهَ الْعَظِيْمَ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in azâdlı kölesi Bilâl b. Yesâr b. Zeyd radiyallahu anh’dan rivayetle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kim; ‘Her zaman diri ve hiç kimseye ihtiyacı olmayan kendisinden başka ilah bulunmayan O büyük Allah’tan bağışlanma diler ve tevbe ederim’ derse savaştan kaçmış olsa bile Allah onu bağışlar.”[33]

  اللَّهُمَّ اغْفِرْ لي ، وَارْحَمْنِي ، وَعَافِنِي ، وَارْزُقْنِي.

Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivayetle, Târık Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i dinlerken bir adam gelerek:

– Yâ Resûlallah! Rabbimden bir şey isteyeceğim zaman nasıl dua edeyim? diye sordu. Resûl-i Ekrem de şöyle buyurdu:

 “Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver”deBu sözler senin hem dünya hem de âhiret için istemen gereken şeyleri ihtiva eder.” [34]

اَللَّهُـمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ، وَمِيكَـائِيلَ، وَإِسْرَافِيلَ! أَعُوذُ بِكَ مِنْ حَرِّ النَّارِ، وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ

Aişe radiyallahu anha’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

Cebrâil Mikâil ve İsrâfil’in Rabbi Allah’ım! Cehennem sıcağından ve kabir azabından sana sığınırım. [35]

اللَّهُمَّ اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا ، وَظُلْمَنَا وَهَزْلَنَا ، وَجِدَّنَا وَعَمْدَنَا ، وَكُلَّ ذَلِكَ عِنْدَنَا ، اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ ، وَغَلَبَةِ الْعِبَادِ ، وَشَمَاتَةِ الْأَعْدَاءِ.

Abdullah İbn-i Ömer radiyallahu anhüma’dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

 “Allah’ım! Günahlarımızı, yaptığımız haksızlıkları, saçmalıklarımızı, bilerek ve ciddi olarak yaptıklarımızı bağışla, bunların hepsi bizde mevcuttur. Allah’ım! Altından kalkamayacağım borçtan, insanların bana galip gelmesinden, düşmanların sevinmesinden sana sığınırım. [36]


[1] Ebu Davud, İbn-i Mace

[2]Müslim, Zikir 73. Ayrıca bk. Nesâî, İstiâze 13, 65

[3] Müslim, Zikir 72. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 72; İbni Mâce, Dua 2

[4] Müslim, Zikr 71, (2720).

[5] Tirmizî, Da’avât 69, (3478); Nesâî, İstiâze 2, (8, 255).

[6] Ebû Dâvud &Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 8/472.

[7] Müslim, Kadver 17.  Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned,  II, 168

[8] Tirmizî, Kader 7, Daavât 90, 124. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 182, VI, 91, 251, 294, 302, 315

[9] Müslim, Zikir 78. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Hâtem 4

[10] Müslim, Zikir 78

[11] Müslim, Zikir 65, 66. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 32; Nesâî, Sehv 63, İstiâze 58, 59; İbni Mâce, Dua 3  

[12] Müslim, Zikir 96. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 32

[13] Müslim, Zikir 50. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 32; Nesâî, İstiâze 7 

[14] Nesâî, İstiâze 8. Ayrıca bk. Buhârî, Daavât 36

[15] Buhârî, Teheccüd 1, Daavât 10, Tevhîd 8, 24; 35. Müslim, Müsâfirîn 199, 201, Zikir 67. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 119; Tirmizî, Daavât 29; Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 9; İbni Mâce, İkâme 180

[16] Buhârî, Teheccüd 1; Nesâî, Kıyâmü’l-leyl 9

[17] Ebû Dâvûd, Vitir 32; Tirmizî, Daavât 77

[18] Tirmizî, Daavât 126

[19] Ebû Dâvûd, Vitir 32. Ayrıca bk. Nesâî, İstiâze 19, 20; İbni Mâce, Et’ime 53

[20] Tirmizî, Daavât 70

[21] Ebû Dâvûd, Vitir 32; Tirmizî, Daavât 74. Ayrıca bk. Nesâî, İstiâze 4, 10, 11, 28

[22] Tirmizî, Daavât 92. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, IV, 177

[23] Tirmizî, Daavât 73, Tefsîrü’l-Kur’ân 39

[24] Hâkim, el-Müstedrek, I, 525. Ayrıca bk. Tirmizî, Vitir 17; İbni Mâce, İkâme 189

[25] Kütüb-ü Sitte

[26] Tirmizî, Cennet 27, (2575); Nesâî, İsti’âze 56, (8, 279); İbnu Mâce, Zühd 39, (4340).

[27] Buhari Fethul-Bari 1/44, Muslim 4/1797.

[28] Tirmizi 5/326, no 3173, Hâkim 2/98,

[29] Tirmizî, Daavât 89

[30] Tirmizî, Tefsîr Âl-i İmran, (3009); Ebû Dâvud, Salât 361, (1521) İbnu Mâce, İkâmetu’s-Salât 193, (1395).

[31] Ebû Dâvûd, Vitir 26. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 57

[32] Buhârî, Daavât 60; Müslim, Zikir 70. Ayrıca bk. 1427 numaralı hadisin kaynakları

[33] Ebu Dâvud, (2/85); Tirmizi, (5/69); Hâkim, sahih demiş, Zehebi de muvafakat etmiştir (1/511).Elbâni de sahih der;Bkz.Sahih-i Tirmizi (3/182); Câmiu’l-Usûl, thk. el-Arnavût (4/389-390).

[34] Müslim, Zikir 36

[35] Müslim, Salatü’l-müsafirin 200 (770)

[36] Hâkim, De’avât, No:1916