Alparslan Kuytul’un Tutukluluk Sürecindeki Hukuksuzluklar

Alparslan Kuytul’un Tutukluluk Sürecindeki Hukuksuzluklar

Av. Adem Tural’dan : Alparslan Kuytul Hocaefendinin Tutukluluk Sürecindeki Hukuksuzluklar


Av. Adem Tural, Alparslan Kuytul Hocaefendinin haksız tutukluluğuna karşı verdiği itiraz dilekçesinde; dava süresince yapılan hukuksuzluklara yer vererek adalet talebinde bulundu.


Alparslan Kuytul Hocanın avukatı Avukat Adem Tural, 10 Mayıs 2019 tarihli mahkemede verilen tutukluluğunun devamına kararına itiraz etti. Adana 4.ACM’e iletilen itiraz dilekçesinde, tutukluluğun hukuki olmadığına dair çarpıcı noktalara yer verilerek Alparslan Kuytul Hocaefendinin tahliyesi talep edildi.

“Bu davanın ve taliye talebimizin sonucundan beklentimiz şudur: “Ne zulüm, ne de merhamet! Yalnızca adalet.” ifadelerine yer verilen dilekçenin ilgili kısmı şu şekilde;

4. ACM’nin 10 Mayıs tarihli kararı Anayasanın 141/3. Maddesinde yer alan “… bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmüne aykırıdır. CMK’nın 101/2. Maddesine göre;

(Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

Kuvvetli suç şüphesini,

Tutuklama nedenlerinin varlığını,

Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

Gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.”

4 . Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinin devamı kararı kanunda belirtilen şartları taşımadığı gibi hukuki gerekçelerden de yoksundur. Kanunda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularla gerekçelendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Kuvvetli Suç Şüphesinin Varlığını Gösteren Somut Delil Yoktur

Bir ceza davasının açılması için yeterli şüphe aransa da tutuklama için daha güçlü nedenlerin bulunması gerekmektedir. Sanığın suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesi yoksa suçun ağırlığı önem taşımamakta ve yargılamanın tutuksuz yapılması gerekmektedir. Eldeki delillere göre sanığın mahkûm olması kuvvetle muhtemel ise kuvvetli şüphe var demektir. Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller olsa bile bir tutuklama nedeni olmadan tutuklama kararı verilemez. Hatta bu iki husus bir arada olsa bile öncelikle adli kontrol yoluna başvurulması gerektiği belirtilmiş olup, tutuklama kararının son çare olduğu ifade edilmiştir.

İddianamedeki birçok husus varsayımlara ve tahminlere dayanıyor. Soyut şüphelere dayanarak tutuklama kararı verilemez.

Suç örgütü kurmak ve yönetmek ile dolandırıcılık suçlamalarına ilişkin yukarıda verdiğimiz cevaplar kuvvetli suç şüphesinin olmadığını göstermektedir.

4. ACM’si tahliye kararı verirken ‘suç vasfının değişme ihtimalinin’ olmasını gerekçe olarak göstermesi kuvvetli suç şüphesinin olmadığını göstermektedir.

4. VE 5. ACM’LERİ ARASINDAKİ GÖRÜŞ AYRILIĞI İLE BU MAHKEMELERİN İDDİA MAKAMLARI ARASINDA GÖRÜŞ AYRILIKLARININ OLMASI KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİNİN OLMADIĞI GÖSTERMEKTEDİR. Mahkemeler ve iddia makamları arasındaki bu çelişkiler müvekkil lehine şüphe oluşturur ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilin tahliyesi gerekmektedir.

Müvekkilin Kaçma Veya Saklanma Şüphesi Yoktur

Şüphelinin kaçacağına veya saklanacağına ilişkin somut olguların bulunması gerekir. Örneğin, bilet alması, sahte pasaport çıkarması, üzerinde yüklü miktarda döviz taşıması gibi haller kaçacağına ilişkin somut olgulardır. Müvekkil açısından bu gibi durumlar söz konusu olmadığı gibi müvekkilin tahliye kararından sonra tekrar evinde yakalanması kaçma şüphesinin olmadığının en önemli delilidir.

Müvekkilin delilleri gizleme, değiştirme ve yok etme gibi bir ihtimali söz konusu değildir 

Bu davanın soruşturması 2016 yılında başlamış olup aradan geçen 3 yıl içinde dosya şekillenmiş ve neredeyse bütün deliller toplanmıştır.

Vakfın bütün evraklarına el konulmuş olup bu evraklar üzerinde değişiklik yapılma ihtimali yoktur

Dosyadaki bütün sanıklar ifade vermiştir ve 43 sanık tutuksuz yargılanmaktadır. Diğer sanıkların delilleri değiştirme ihtimali olmadığı gerekçesiyle tahliye edilmiş olması ortada değiştirilecek delilin olmadığını göstermektedir. Örgüt suçlamasının olduğu bu dosyada benim müvekkilimi diğer sanıklardan ayıran hiçbir unsur söz konusu değildir. Bu dosyada yargılanan kişilerden birkaçı dışında geri kalanlar vakıfla olan irtibatını devam ettiriyor. Mahkemenin bu ilişkiye rağmen diğer sanıkları tutuksuz yargılıyor olması ortada değiştirilecek delilin olmadığını gösterir.

Müvekkilin; Tanık, Mağdur Veya Başkaları Üzerinde Baskı Yapma İhtimali Yoktur

Dosyada mağdur konumunda olan hiç kimse yoktur

Dosyada iki gizli tanığın dışında tanık da yoktur. Gizli tanıkların kimlikleri belli olmadığı için bu kişilere baskı yapılma ihtimali yoktur. Gizli tanıklığa başvurulma sebebi zaten sanıkların tanığa baskı yapmasını engellemek ve onun can güvenliğini sağlamaktır. Şayet gizli tanık beyanları alınmadığı için müvekkil tahliye edilmiyorsa burada büyük bir çelişki vardır. Kimliği belli olmayan bir tanığa yapılacak baskıyı engellemek için bir kişinin tutuklanması hukuk mantığına terstir.

Dosyadaki sanıkların tamamının ifadesinin alınmış olması müvekkilin, sanıklara baskı yaparak onların ifadelerini yönlendirmesinin de mümkün olmadığını gösterir.

Tutuklama  Tedbirinin  Ölçülü  Olduğunun  Somut  Olgularla  Gösterilmesi Gerekmektedir

4. ACM’si 10 mayıs tarihli kararında tutuklamanın ölçülü olduğuna ilişkin bir açıklama yapmamıştır. Ayrıca adli kontrol yöntemlerinin niçin yetersiz kalacağına ilişkin hukuki ve fiili nedenlere de yer vermemiştir.

Kişi özgürlüğü kural, tutuklama ise istisnadır. Tutuklama bu dosyada tedbir olmaktan çıkmış ve artık cezanın infazı haline gelmiştir. Araçla amaç, yöntem ve hedef arasında bir orantı bulunması gerekir. Tutukluluk halinin devamına karar verilmesi sonucunda ilerde telafisi imkânsız zararların doğacağı aşikardır. Bir kişinin haksız yere özgürlüğünden yoksun bırakılmasının bedelini hiçbir devlet hazinesinin ödeyemeyeceğini hatırlatmak istiyorum.

Bu davanın ve taliye talebimizin sonucundan beklentimiz şudur:

“Ne zulüm, ne de merhamet! Yalnızca adalet.”

S O N U Ç: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2019 tarihli tutukluluk halinin devamı kararının kaldırılarak müvekkil sanığın bihakkın veya mahkemenizin uygun göreceği Adli kontrol yöntemlerinden bir ya da birkaçının uygulanması suretiyle tahliyesine karar verilmesini saygılarımla bilvekale arz ve talep ederim.16.05.2019

Sanık Müdafii

Av. Adem TURAL

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?