Ateşin Yakmadığı Hz İbrahim Ve Çağlar Ötesinden Günümüze Taşınan Tevhid Mücadelesi

Ateşin Yakmadığı Hz İbrahim Ve Çağlar Ötesinden Günümüze Taşınan Tevhid Mücadelesi

Hazret-i İbrâhîm (a.s.) ulü’l azm peygamberlerdendir.

Hazreti İbrahim(a.s) Babil’in doğusunda Dicle ve Fırat ırmakları arasındaki bölgede dünyaya geldi. Bir rivayete göre, babası halis bir mümin olan Taruh’tur. Taruh vefat edince, Hz. İbrahim’in annesi, Taruh’un kardeşi olan Azer ile evlenmiştir.

Bir putperest olan Âzer, O’nun üvey babasıdır. Diğer bir rivâyette ise Taruh, İbrâhîm’in (a.s.) babasının eski ismidir. Putperest olunca ismi Âzer olmuştur. İmâm-ı Süyûtî (r.a.) ise, İbn-i Abbâs’tan (r.a.) gelen bir rivâyete göre, Âzer’in, İbrâhîm’in (a.s.) babası değil amcası olduğunu bildirmektedir.

Hz. İbrâhîm (a.s.) Keldânî kavmine gönderilmiştir. Resûlullâh’tan sonra insanların en fazîletlisidir. Hak Teâlâ O’nu «Halîlim» (Dostum) diye taltîf buyurmuştur. Bu sebeple “Halîlu’r-Rahmân” olarak da anılır.

Keldânî kabîlesi senede bir gün toplanır, bayram yapardı. Âzer, Hazret-i İbrâhîm’e:

Ateşin

“–Sen de bugün bayram yapmak için bizimle gel!” dedi.

İbrâhîm -aleyhisselâm-, yolda hastalığını mâzeret göstererek geri döndü. Puthâneye gitti. Orada gümüş, bakır ve ağaçtan yapılmış putlar vardı. Önlerine de, bereketlenmesi için yemekler konmuştu. En iri put, altından yapılmış bir tahtın üzerine oturtulmuştu. Sırma elbiseler giydirilip başına tâc konmuştu.

  1. İBRAHİM BÜYÜK PUTU SUÇLADI

İbrâhîm -aleyhisselâm-, büyük putun dışındaki putların hepsini balta ile kırdı. Sonra da baltayı büyük putun boynuna astı. Akşam olunca Keldânî kabîlesi, bayram yerinden puthâneye döndüklerinde, gördükleri manzara karşısında büyük bir şaşkınlığa düştüler. Tahmin yürüterek:

“–Bu işi yapsa yapsa ancak İbrâhîm yapar!” dediler. Ardından hemen İbrâhîm -aleyhisselâm-’ı bularak sordular:

“–Bu işi sen mi yaptın?”

İbrâhîm -aleyhisselâm- şöyle cevâp verdi:

“–Büyük put, kendisinden başkasına tapınılmasını istemiyordu. Bu sebeple diğerlerine kızgındı. Sonunda hepsini balta ile parçalayıp baltayı da omuzuna asmış olabilir. İsterseniz bir de kendisine sorun! Durumu size o anlatsın!”

Putperest halk:

“–Putlar konuşmaz!” dedi.

Bunun üzerine İbrâhîm -aleyhisselâm- onlara:

“–O hâlde, nasıl olur da kendilerini bile koruyamayan şu âciz varlıklar, sizi korur? Hâlâ akıllanmayacak mısınız?” dedi.

 

“ZALİMLER SİZLERSİNİZ”

Bu hâdise Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle anlatılır:

“O (İbrâhîm), gizlice onların tanrılarına sokuldu: «Yemez misiniz?» dedi. (Cevap gelmeyince) «Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz?» dedi ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi.” (es-Sâffât, 91-93)

“Sonunda (İbrâhîm) onları paramparça etti. Yalnız en büyüğünü, belki ona mürâcaat ederler diye bıraktı.(Putları kırılmış gören halk:) «–Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak ki o, zâlimlerden biridir.» dediler. (Bir kısmı:) «–Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrâhîm denilirmiş.» dediler. «–O hâlde O’nu hemen insanların gözü önüne getirin; belki şâhidlik ederler.» dediler.

(Sonra İbrâhîm’i oraya getirtip:) «–Bunu ilâhlarımıza sen mi yaptın ey İbrâhîm?» dediler. (O da:) «–Belki de bu işi şu büyükleri yapmıştır. Hadi eğer konuşuyorlarsa onlara sorun!» dedi. Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) «–Zâlimler, sizlersiniz sizler!»  dediler.

Sonra tekrar eski inanç ve tartışmalarına döndüler: «–Sen bunların konuşmadığını pek âlâ biliyorsun!» dediler. İbrâhîm: «–Öyleyse, Allâh’ı bırakıp da, size hiçbir fayda ve zarar veremeyen bir şeye hâlâ tapacak mısınız?» dedi. Size de, Allâh’ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız?” (el-Enbiyâ, 58-67)

 

HAZRET-İ İBRAHİM’İN KIRDIĞI ORTAYA ÇIKTI

Putperest halk, Hazret-i İbrâhîm’in bu ifâdelerinden putları O’nun kırdığına iyice kanâat getirdi. Bedbaht putperestler, yapılan işi hazmedemediler ve şu taş parçalarının âcizliklerini görüp Hakk’a yöneleceklerine, Hazret-i İbrâhîm’e ateş püskürdüler:

(Bir kısmı: ) «Eğer bir şeyler yapacaksanız, onu yakın ve böylece tanrılarınıza yardım edin!» dediler.” (el-Enbiyâ, 68)

İbrahim aleyhisselâm putlarını paramparça ettiği cahil kavminin hâlâ putların âcizliğini göremeyip akıllarını kullanmamaları karşısında hayretler içinde kaldı ve onlara,  “Yuh olsun size ve Allah’tan başka taptıklarınıza. Siz yine de akıllanmayacak mısınız? diye seslendi. Buna karşılık kavmin önde gelen zâlimleri: “Eğer yapacağınız bir şey varsa, dediler, o da bunu yakmaktır. Böyle yapın da tanrılarınıza yardım edip sahip çıkın!” “Dediler ki: “Onun için (yüksekçe) bir bina inşa edin de onu çılgınca yanan ateşin içine atın.”Böylece zâlimlerHz. İbrahim aleyhisselâm hakkında tuzak kurup plan yaptılar ve onu hiç acımadan ateşe attılar. Hem ondan kurtulmak; hem de onu, Nemrut’un şirk düzenine karşı çıkmayı düşüneceklere ibret yapmak istiyorlardı.

Buhârİ’nin naklettiği bir rivayete göre, Hz. İbrahim (a.s), ateşe atılmak üzere iken sadece Allah’tan yardım istemiş, ‘Hasbünallâhüve ni’me’l-vekîl=Bize Allah yeter! O ne güzel koruyucudur’ diye duâ etmişti.[4]Binlerce yıl sonra Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sas) ve ümmeti de, bu duayı şu ayette zikredilen durumda okuyacaktı: “Onlar ki: Bir takım kimseler kendilerine; düşmanlarınız sizin için kuvvetlerini topladılar onlardan korkun dedikleri zaman, bu haber onların imanını artırır da, ‘Hasbünallâhü ve ni’me’l-vekîl=Allah bize kafidir. O ne güzel vekildir’, derler.”[5]Buna benzer bir duayı Yüce Rabbimiz, insanlar yüz çevirip destek ve himayelerini esirgediklerinde Sevgili Peygamberimizden söylemesini istemişti: “(Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Hasbiyallâhu Lâ ilâhe illâ hû aleyhi tevekkeltü ve Hüve Rabbü’l-arşi’l-azîm=Allah bana yeter. O’ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O’na güvenip dayanırım. O yüce Arş’ın sahibidir.”

Yüce Allah, ateşe atıldığı esnâda tevekkülün zirvesine ulaşıp sadece Kendisine güvenip dayanan Hz. İbrahim aleyhisselâmı yardımsız bırakmadı. Her şeyi yoktan vâreden, yaratmak da emretmek de elinde olan ve her şeye gücü yeten Allah (c.c.), ateşe emretti: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol”[6]Böylece İbrahim aleyhisselâm sağ salim ateşten kurtuldu. Yüce Allah şöyle buyurdu: “Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz ise onları küçük düşürdük.”

Ateşin yakmadığı peygamber hz ibrahim’in hayatı sayısını bilmediğimiz kadar çileler imtihanlar ve mücadelelerle geçmiştir. Biz ise bu yazımızda döneminin zalim diktatörü nemru ile mücadelesini,  kendisine galip gelemeyen Nemrut’un onu ateşe atarak öldürmek istemesini,  ancak Rabbine teslim olan İbrahim için ateşin serin bir suya dönüştüğünü ele aldık.

 

İBRAHİM-İ MEKTEBİNİN MUVAHİD TALEBESİ; ALPARSLAN KUYTUL HOCAEFENDİ

Hak ve batılın savaşı tarih boyunca devam edegelmiş, Nemrut’un taraftarları, İbrahim taraftarlarını her daim işkence ve ölümle korkutmaya çalışmışlardır. Ancak tevhidi mücadelenin neferleri, Allah’ın izniyle her daim galip gelmiş, ilahlık iddiasında bulunan Nemrutlar, acizliğinden şüphe duymadığımız küçücük varlıklarla helak olmuştur.

Hz İbrahim yeryüzünde şirkin belini kırarak tevhidi mücadelenin en güzel örneğini ortaya koyan ve karşılığında da ateşe atılmayı göze alarak tevhidi söylemlerinden vazgeçmeyen ulul azm peygamberlerden biri olmuştur.

Bugün de tüm tehditlerine rağmen tevhidi haykırmaktan vazgeçmeyen İbrahim’i yolun yolcuları, islam davasını omuzlamaya devam ederek Nemrutların engellemelerine aldırış etmeden canlarıyla mücadele etmeye devam etmektedir.

Tüm ömrünü islamın kurtuluşu için harcayan ve tevhidin unutturulmaya çalıştırıldığı çağımızda yeniden İbrahim’i mücadeleyi gündeme getiren ve tevhidi söylemlerinin sonucunda zindana atılan Alparslan Kuytul Hocaefendi’de peygamber mektebinin muvahhid talebelerinden biri olmuştur.

Alparslan Kuytul Hocaefendi bu yola baş koyan herkes gibi hiçbir suçu olmadığı halde yalnızca Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalı diyerek insanları tevhide davet ettiği için 10 aydır zindan da ve türlü zulümlere maruz bırakılıyor. Onun tek suçunun doğruları söylemek olduğuna vicdan sahibi herkes şahittir. Tertemiz hayatı ve yetiştirmiş olduğu binlerce talebesi de masumiyetinin en büyük ispatıdır. Peygamberi mektebin talebesi olan ve bu çileyi omuzlayan herkes gibi o da zindan yolunu göze alarak hakkı söylemekten vazgeçmemiştir.

10 aydır zindan da haksız yere tutuklu bulunan Alparslan Kuytul Hocaefendi’ ye yapılan bu zulümler de tarih sayfalarına yazılacak ve zihinlerden asla çıkmayacaktır. Furkan gönüllüleri olarak yapılan bu hatalardan en yakın zamanda dönülmesini ve ALPARSLAN Kuytul Hocaefendi’nin tez zamanda beraat etmesini talep ediyoruz

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Nebiler Silsilesi 1, Erkam Yayınları

 

 

22 Aralık 2018

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?