Her Despot Zalim Kendi Musa’sını ve İbrahim’ini Yetiştirir

Her Despot Zalim Kendi Musa’sını ve İbrahim’ini Yetiştirir

Kur’an-ı Kerim’de Buruc Suresi’nde ilginç bir kıssa anlatılır. Adını çokça duyduğumuz bu kıssa “Ashabı Uhdud” kıssasıdır.

                “Andolsun burçlarla dolu göğe, vaad edilmiş güne, tanıklık edene ve edilene ki, o çukurları, alev alev yanan ateş çukurlarını hazırlayanlar mahvolmuşlardır! Hani o sırada ateşin başında oturmuşlar, inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı. Aziz, övgüye lâyık, göklerin ve yerin mâliki olan Allah’a inandıkları için, yalnızca bunun için mü’minlerden öç aldılar. Allah her şeye şahittir.”1

                Tefsirlerde olayın Hz. İsa Aleyhisselam’dan yaklaşık olarak 130 yıl sonra gerçekleştiği anlatı­lır. Sözde Yahudi ama kendisini Allah yerine koyup halkına zulmeden ve onları sömüren Zu Nüvas adında bir kral vardır. Bu kral yanındaki danış­manları, yani kurulan sahte düzenin temsilcileri tarafından iyice şımartılmıştır. Kralı tahtında tu­tan en büyük güç, halkın ayaklanma durumlarında halkın gözünü korkutacak dev sihirler yapabilen sihirbazıdır. Sihirbaz yaşlanmış ve artık kendisin­den sonra bu görevi genç birinin yapması gerek­tiğini krala bildirmiştir. Ülke genelinde sihirbazlık yarışması yapılır ve Kenan isminde bir genç seçilir. Zeki ve yetenekli bir genç olan Kenan kısa sürede sihir alanında ustalaşır. Ancak evi sarayın dışında bir köyde olduğu için her sabah yürüyerek gelir ve bir gün yol kenarında bir mağarada bir ihtiyarı fark eder. Talha ismindeki ihtiyar, eskiden sarayda görevli olan muvahhid bir danışmandır. Kral onu vaktiyle sürgün etmiştir. Genç, ihtiyardan kısa sürede Tevhidi öğrenir ve çevresindeki insanlara anlatmaya başlar. Gizli gizli yürütülen davet ça­lışmalarına bir gün kralın baş danışmanı da katılır ve gence “Bana gözlerimi verebilir misin” diye so­rar. Genç bunu ancak Allah’tan yardım isteyerek yapabileceğini söyler ve dua eder, adamın gözleri açılınca direkt kralın karşısında bulur kendisini. Kral, adama gözlerini kimin iyi ettiğini sorunca adam gencin adını söyler.

                Kral, ilk önce danışmanı ve Talha ismindeki ih­tiyarı idam eder. Buna çok üzülen genç artık vaktin geldiğini anlar ve kralın karşısına çıkarak Tevhidi haykırır. Büyük sihirbaz bile genci korkutama­mış, tüm yaptığı sihirler boşa gitmiştir. Genç artık mutlak hürriyete ve cesarete kavuşmuştur. Kral için tek çare genci sessizce ortadan kaldırmaktır. İlk önce dağa çıkartıp atmak isterler ama genç Al­lah’ın yardımıyla oradan kurtulur gelir. Genç ka­çabilecek durumdayken kaçmaz ve tekrar kralın huzuruna çıkar, kral çıldırmıştır. Sonra ayağına taş bağlanıp denize atılmak üzere onlarca asker­le beraber gemiye bindirilir. Ve genç yine Allah’ın yardımıyla kurtulup tekrar kralın karşısına çıkar. Bu sefer azgın cellat genci öldürmek üzere saldı­rır ancak nafiledir. Allah onu korumaktadır ve bir muradı vardır. Genç, krala dönerek der ki: “Eğer benden kurtulmak istiyorsan, tüm insanları büyük bir meydanda toplayacaksın ve yüksek bir platfor­ma beni bağlayıp karşıma geçerek bana, yüksek sesle ‘Şu gencin Rabbinin adıyla atıyorum’ diyerek oku atacaksın. İşte o zaman beni öldürebilirsin.” Kral hemen kabul eder. On binlerce insan toplan­mış ve genç kendisini feda etmek üzere platform­da ölüme hazırdır. Gencin bir gayesi vardır.

                Kral yüksek sesle ‘şu gencin Rabbinin adıyla atıyorum’ diyerek oku atar ve genç oracıkta şehit olur. İşte fırtına bundan sonra kopar. Oradaki ka­labalığın çoğunluğu secdeye kapanarak “Gencin Rabbine iman ettik” derler. Kral tuzağa düşmüştür. Emreder, tüm insanların etrafı askerler ile kuşatılır ve dev hendekler açılıp imanından dönmeyenlerin ateşe atılmalarını söyler. Dev ateş dolu hendeklere teker teker getirilirler iman edenler ve imanından dönmeyen ateşe atılır.

                Bu Olayı ve Şahısları Günümüze Uyarlayacak Olursak:

                Zalim kral: İnsanları sömüren her türlü şeytani düzendir.

                Gencin misyonu: Tek başına İbrahim olup üm­meti uyandırmak için kendisini görevli hisseden fedakâr dava adamları. Toplumun uyanması için zindanı ve ölümü göze alan her yiğit alim ve da­vetçi.

                Mağaradaki ihtiyar: Bir kıvılcım bir cesaret bekleyen bugünün sözüm ona suskun alimle­ri. Söyleyecek sözü olup mağaralarına çekilen­ler. Ancak musibetten kaçmak onu kurtarmıyor, gençten önce o şehit ediliyor.

                Kralın sihirbazı: Bugünün yargı kılıcı, karşı geleni içeri atıyor, susturuyor. Ya da halkı uyutan medya silahı, siyasilerin yalan vaatleri.

                Genç neden halkın önünde ölümü seçti? Çünkü şehit, ölümüyle tüm insanlığı Allah’ın tek ilah olduğuna insanları şahit yapar. Önce kendisi buna şahit olmuştur, sonra da insanları bu imana ortak eder. İman patlaması diye bir şeydir aslında. İman ve cesaret bulaşıcıdır.

                Ateş dolu hendek: Zalimlerin iman edenlere kurdukları tuzaklar, iman yolundan ayırmak için yapılan her türden engelleme ve zulümler.

                Kralın sesini kısarak “Rab” kelimesini söy­lemesi: Bugün de olduğu gibi hakikatin anlaşıl­maması için Alparslan Kuytul Hocaefendi’ye asıl sebebi söylemeden düzmece suçlamalar getiri­yorlar. ‘Asıl suçun bize göre, Tek İlah olan Allah’ın kanunlarını ve iradesini istemek’ derlerse halk uyanacak biliyorlar.

                Ateşe atılanların suçu: Onların ve bizim tek suçumuz “Allah’ın dünyasında kimseye yenilme­yen, yegane güç olan Allah’ın dediği olsun demek, yeryüzünde Allah’tan başka övgüye layık hiçbir ilah ve düzen yoktur, biz ancak İslam medeniyetini is­teriz” demektir. İşte bu, onların ve bizim tek su­çumuz!

                Ateşe atılanları seyredip eğlenen ve alkışla­yarak krala övgüler düzenler: Bu, her çağda, kra­la ve despot düzenlere yalakalık yapıp zalim şirk düzenlerini ayakta tutanların sahnesidir.

                Kralın saltanatından kaymak yiyenler, korkak ve köle ruhlu kimseler her daim böyle davranmış­tır. Onlar iman edip zindana veyahut da ateşe atı­lanları, ateşten gömlek giymek zorunda kalanları her zaman bölücülükle ve hainlikle suçlayan ah­mak halk yığını olmuştur ve olacaktır. Kendi tâbi oldukları menfaat ve korku düzenine tâbi olmayan herkesi hain ilan edenler ve bir Müslümanı başı­na gelen musibetlerde sessiz kalıp izleyenler veya yapılan zulmü alkışlayanlar Ashabı Uhdud’un so­yundandır.

                Ashabı Uhdud olayı keşke bir kere yaşanmış bitmiş olsaydı. Her yer Hendek, her çağda Hendek sahiplerine destek çıkan ve onların kölesi olan sa­tılık ruhlar vardır. Ancak onlara rağmen her zaman ateşe atılmayı, ümmetin kurtuluşu için okun önü­ne atılmayı görev bilen yiğitler de olacaktır. Tarih hakka boyun eğerek zalime başkaldıran yiğitlerle, şeytana ve tağuti rejimlere ipini teslim etmiş hay­siyetsiz ve şeref yoksunu kimseler arasında bir mücadele sahasıdır.

                Anlamak ve ibret almak duasıyla. İzzetle kalın, hakkın yanında yer alın.

  1. Buruc, 1-9

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Ziyaretçilerimiz tarafından yapılan yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?