Virüs Bahanesiyle Ramazan Kültürünü Öldürmek İsteyenler Var!
Virüs Bahanesiyle Ramazan Kültürünü Öldürmek İsteyenler Var!
02 Mayıs 2020

Alparslan Kuytul Hocaefendi, Aralık 2019'dan beri dünya gündemini bir hayli meşgul eden korona salgını sebebiyle tefsir derslerine bir süre ara vererek cuma günleri hasbihal programı gerçekleştirmektedir.

Her cuma manevi konular üzerinden canlı yayında takipçileri ile buluşan Hocaefendi, bu hafta "Ramazan ve Nefsi Terbiye" konulu hasbihal programı gerçekleştirdi.
Hasbihal programı esnasında takipçilerinden gelen soruları yanıtladı.

"Ülke çapında 23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı yoğun bir şekilde kutlanırken salgın sebebiyle Ramazan ayı atmosferinin oluşturulmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna 'Virüs bahanesiyle ramazan kültürünü öldürmek isteyenler var. Bu kararı verenlerin kötü niyetli olduklarını düşünmüyorum, öyle bir iddiam da yok ancak din düşmanı bir takım derin güçlerin virüsü bahane ederek Ramazan kültürünü ortadan kaldırmak istediklerini düşünüyorum' dedi.
Ayrıca yine devletin içine sızmış İslam düşmanı derin güçlerin, virüs olaylarını bahane ederek sinsi sinsi planlarını uyguladıklarını ve hedeflerine yaklaşmak üzere olduklarını vurguladı. İslam düşmanı derin güçlerin hedeflerinden birinin de halkımızda var olagelen İslam kültürünü bozmak olduğunu ifade etti.

Sorunun tamamını okumak için;

Bence virüs bahanesiyle Ramazan kültürünü öldürmek isteyenler var. Bu kararı verenlerin hepsinin kötü niyetli olduğunu düşünmüyorum. Öyle bir iddiam yok ama kötü niyetliler var ve onlar karar verenleri buna ikna ettiler. Hatta belki de zorladılar. Gerçekten de Ramazan havası esmiyor.

Ramazan havası ne ile eser? Birtakım Ramazan programları olur, teravih namazları olur, mukabele okunur, camilerde ışıklandırmalar olur vs. şimdi bunların hiçbirisi yok. Bunun virüs ile ne alakası var? Mesela bizim Adana’nın Merkez Camii Türkiye’nin en büyük camilerinden birisi, 30 bin kişilik çok büyük bir camidir. Bu caminin iki minaresinin arasında “Hoş geldin Ramazan” “Ayetlerin, hadislerin” yazılı olduğu mahya vardı. Şimdi neden çalışmıyor? O zaten Ramazan ayı içindi. O niye yapılmıştı? Zamanında o kadar masraf edildi, iki minare arasına elektronik bir sistem kuruldu. Bir tuşa bassan çalışmaya başlar. Bunun virüs ile ne alakası var? Diyanet neden başka şeyler yapamıyor? Tamam, insanlara Teravih namazını kaldırmadınız, bu sünnettir. Ne olur ne olmaz insanlara bulaşır, dediniz. Halbuki teravih namazlarının ilk günlerinde biraz kalabalık olur, sonra sayı azalır. Aslında sosyal mesafeye dikkat ederek 1 metre arayla durularak namaz kılınabilir. Teravih yok, kimse kimseye iftara gitmiyor. Ben gidiyorum. Bunu da buradan ilan ediyorum. Yasaksa da gelsinler ne yapıyorlarsa da yapsınlar. İftara gidiyorum ve gideceğim de… Yani iftar yok, Teravih yok, mukabele yok, camilerde ışıklandırma bile yok, televizyonda doğru dürüst bir şey yok ama bu arada bakıyorsunuz 23 Nisan oluyor, 23 Nisan da olmadık bir şey oluyor. Ne sokağa çıkma yasağını dinliyorlar ne salgını hesaba katıyorlar. Birtakım faaliyetler yapılıyor. Devletin tepesindekiler Anıtkabir’e sosyal mesafeyi korumadan, dikkat etmeden gidiyorlar. Camiyi yasaklayanlar, Cuma namazı farz olduğu halde onu bile engelleyenler, sokağa çıkma yasağını dikkate almadan ve sosyal mesafeye dikkat etmeden Anıtkabir’e gidiyorlar. Hiç görülmüş bir şey midir? Mesela İzmir’de olmuş burada da oldu mu tam bilmiyorum. Minareden İzmir Marşı’nın çalındığı görülmüş bir şey mi? Ramazan’ın bitirildiği bir dönemde, İzmir Marşı’nın minareden söyletilmesi, tarihte görülmüş bir şey mi?

Sunucu: Hocam bu konuda farklı söylentiler var. Yani farklı bir yerden gelen sesin karıştığı da var ama İstiklal Marşı’nın çalındığı kesin. Yani İstiklal Marşı’nı bizzat bizde duyduk. İzmir ile ilgili farklı yorumlarda ve bazı kaynaklarda; başka bir yerden gelen sesin, minareden gelmiş gibi gösterildiği söyleniyor ancak İstiklal Marşı’nın çalındığını biz de gördük.

Alparslan Kuytul: Evet, ben de öyle biliyorum. Çünkü buradan bizzat polis arabasının geçtiğini gördüm. Ben program yapıyordum tam net duyamadım ama anonslu polis arabaları 23 Nisan ile ilgili böyle marşlar söyleyerek geçip gitti. Bunu neden Ramazan için yapmadınız? Eğer cami minaresinden bir şey yapılacaksa bu İzmir Marşı’na değil, Ramazan’a yakışırdı.

Ramazan ile ilgili bir şeyler yapmak gerekir. Her ideolojinin marşını camilerden mi söyleyecekler? Bugün İzmir Marşı, yarın başka bir marş. Camiler bu işe alet edilemez. Camiler bunun için değildir. O zaman her bir grup kendi marşını camilerden söylesin, olur mu öyle şey? İzmir Marşı’nın ne özelliği var, bizim marşımız söylensin! İslami marşlar İslam’a daha uygun. Camide Ramazan ile ilgili bir şey yaptıkları da yok ama 23 Nisan kutlamaları için Anıtkabir’e gidiyorlar.

Müslümanlar Uyumaya Devam Etsinler, Yavaş Yavaş Ramazan Kültürünü Kaldırıyorlar

Virüsü bahane eden bir takım derin güçler, Ramazan kültürünü kaldırıyorlar. O yüzden ben diyorum ki “Ramazan kültürünü canlandıralım.” Mesela çocuklarımız evimizdeki bir köşeyi süsleyebilir. “Hoş geldin Ramazan ayı” gibi süslemeler, balonlar asılabilir. Böyle şeylerle çocuklarımıza Ramazan kültürünü aşılamalıyız. Ramazan kültürü devam etmelidir. Evlerimizin kapısına “Hoş geldin Ramazan” ya da ayet, hadis yazılabilir. Ramazan’ı temsil eden kandiller asılabilir.

Yani biz Ramazan kültürünü canlandırmalıyız. Bütün kardeşlerimiz ya da bu programı izleyen herkes şunu bilsin ki devletin içerisine sızmış bir İslam düşmanı komite var, bunlar birtakım olayları bahane ederek sinsi sinsi hedeflerine doğru gidiyorlar. Bunların bir hedefi de Ramazan kültürünü bozmaktır. Aslında 2-3 yüzyıldır, dini bozdular. Tevhidi unutturdular, namazı unutturdular. Bunlar ezanla savaştılar, bunlar camileri ahıra çevirdiler. Zamanında İslam düşmanı bir ekip vardı, bunlar neler neler yaptılar, o aşamaların bir kısmını hallettiler ama aslında başarılı olamadılar. Şimdi dinin dışında olan ama dinden kaynaklı kültürü bitirmek istiyorlar. Bunlar Ramazan kültürüne de düşmanlar. Biz de buna karşı Ramazan kültürünü canlandırmalıyız. Ramazan kültürü içerisinde bir de ne var? Bayram var. Bazı haber sitelerinde bayramda sokağa çıkma yasağı olacağından bahsediliyor, bir başka site oradan alıyor, birisi bayramda tatilden bahsediliyor, diyor. 3 gün sonra bir yetkili çıkıp ‘Evet olacak’ diyor. Sanki bir güç önce bir algı yaparak halkı hazırlıyor, kalpleri kafaları buna hazır hale getiriyor, ondan sonra yetkililer yapacağını yapıyor.

Cuma namazı önlemler alınarak kılınamaz mı? Önlemler alınabiliyorsa cumayı terk etmek haramdır. Önlemler alınarak kılınabiliyorsa, kılınmak zorundadır. Ve önlemler alınarak kılmak mümkündür. Diyanet bunun vebalini taşımaktadır. “Önlemler alınarak kılınmalı” demek zorundadır. Bu siyasi bir konu değildir. Ben hükümete ya da devlete muhalefet için konuşmuyorum. O ayrı bir şey, benim onlara ayrıca muhalefetim var. Bu dinin temellerinden olan ibadet, namaz, siyasi bir şey değildir. Bu bir ibadet ve bu ibadetin yerine getirilmesi farz, getirilmemesi haramdır. Bu farzın terk edilebilmesi için şartları var ve o şartlar oluşmuş değildir. Çünkü tedbir alınarak kılmak mümkündür. Bunu daha önce birkaç defa açıkladım. Bu tedbirleri alarak Cuma kılmak mümkün ama onu terk ettirdiler. Yani insanlar artık alıştı. Bir, bir buçuk aydır Cuma kılınmıyor ve cuma günü oluyor artık aklımıza Cuma namazı gelmiyor. Cuma unutuldu gibi… Bir güç bunu planlıyor şimdi Ramazan’da da aynı şekilde Ramazan Bayramı’nda 9 gün tatilden bahsediliyor. Bu 9 gün tatil nereden çıktı? Bu Ramazan Bayramı ya da Kurban Bayramı; aslına bakarsanız çoktandır 9 gün tatiller yüzünden bayram olmaktan çıkartıldı. Bu 9 gün tatiller yüzünden Bayram diye bir şey kalmadı. Böyle tatil, olmaz olsun.

Bayram nedir? Akrabaların görüşmesi, küslerin barışması, büyüklerin elinin öpülmesi, akraba ziyaretidir.

Bayram tatile gitmek midir? Annesinin elini öpmeden tatile gidenler var. 200 metre ilerde oturan annesinin elini öpmeden tatile giden evlatlar var. Memleketi bu hale getirdiler. Bu 9 gün tatiller yüzünden zenginler daha zengin olsun, Turizm canlansın ve turizmci zenginler daha da zengin olsun, memlekette daha çok haram işlensin diye, 9 gün tatil yapıyorlar. Ondan sonra Bayram diye bir şey kalmıyor. Şimdi de yine ‘bayramda tatil 9 gün olacakmış, sokağa çıkma yasağı 9 güne çıkarılacakmış’ gibi haberler duyuyorum. Bunlar nereden çıktı?

Amerika’da 60 bine yakın insan öldü. Amerika bu önlemleri normalleştirdi. İtalya da 30 bin insan öldü ama onlarda önlemleri yavaş yavaş kaldırıyor. Almanya pazartesi günü okulları açıyor. En çok insan buralarda öldü. Türkiye’de 3 bin kişi öldü, Amerika’da 60 bin kişi öldü, İtalya’da, İspanya’da 30 bin kişi öldü, İran’da 6-7 bin kişi öldü bunlar da bile normalleşmeye başladı. Türkiye’de hala tüm Ramazan boyunca hafta sonları sokağa çıkma yasağına ve Teravih namazı kılmamaya devam edecek, bir de bu yetmezmiş gibi bayramda da sokağa çıkma yasağından bahsediliyor. Eğer bayramda sokağa çıkma yasağı olursa; ben tamamen Ramazan kültürüne düşman bir ekip tarafından bunların planlandığını düşüneceğim hatta düşünüyorum. Devletin başındakilerden bir kısmı; ‘biz öyle insanlar değiliz, biz de Müslümanız’ diyebilirler. Mesele onların Müslüman olup olmaması değil, mesele kimin dediğinin olduğu meselesidir! Kimin dediği oluyor? Kimler neyi planlıyor? Ramazan kültürü kasten öldürülüyor. Tüm arkadaşlarımızın buna karşı mücadele vermesi gerekir. Tüm Müslümanlar, tüm cemaatler, tüm hocalar artık uyansınlar, artık Ramazan kültürünü canlandıracak bir mücadele başlasın.

Bu virüs zaten zayıfladı, ölenlerde azaldı ve hala çok büyük tedbirlerden bahsediliyor. Adeta bir taraftan diktatörlük yerleştirilmeye çalışılıyor. Artık insanları çok çıkmamaya, bir araya gelmemeye, sosyal faaliyetleri terk etmeye, akraba ziyaretlerini bırakmaya, vakıflarda, derneklerde faaliyetler yapmayı terk etmeye, evinde oturmaya, susmaya, konuşmamaya alıştırıyorlar. Bir taraftan da Ramazan kültürü öldürülmeye çalışıyorlar. Bu ikisine karşıda mücadele vermek, memlekette diktatörlüğün yerleşmemesi içinde mücadele vermek zorundayız.

Ramazan’ı canlandırmalıyız. Herkes Ramazan kültürünü korumak için mücadele vermek zorundadır. Evlerimize brandalar asalım. Bunun için de süslemeler yapalım. Evlerin balkonlarına “Hoş geldin Ramazan” yazılı brandalar asılsın vb. ayetler, hadisler asılsın, kandiller asılsın, taksilerin uygun yerlerine Ramazan’la ilgili çıkartmalar bastırılıp asılabilir. Bazı uygun yerlerde caddelere “Hoş geldin Ramazan brandaları” işyerlerinin camlarına brandalar asılabilir.

Her ne kadar toplumu çok korkuttularsa da yine de korkmayan komşulara bir tabak yemek gönderin. İnsanları korkuta korkuta ‘komşundan tuz bile alma’ der hale getirdiler. Bu kadar da olmaz! Sizin hedefiniz nedir? Siz gerçekten virüs ile mi mücadele ediyorsunuz, İslam ile mi mücadele ediyorsunuz? Siz törelerle mi mücadele ediyorsunuz? Bu bizim hem dinimizin gereği hem de törelerimizde de olan bir şeydir. Komşu komşuya bir tabak yemek versin ne olacak? Hemen virüs mü bulaşacak? Yeter artık yeter! İnsanları bu kadar da korkutmayın.

İnsanları virüs değil, korku öldürecek! Aslında virüs öldürecek diye bir korku yayıyorlar, bu arada diktatörlüğü yerleştiriyorlar ve kültürümüzü öldürüyorlar. Virüs insanımızı öldürmüyor ama bu komite kültürümüzü öldürüyor. Bu virüsün öldürdüğünden çok fazlasını normal grip öldürüyor. Neden grip için bu kadar tedbir alınmadı? Yüzlerce yıldır gripten ölenlerin sayısı bundan daha fazladır. Bu sadece ihtiyarları ve hastaları öldürüyor. Normal insanlara bir şey yapmıyor. Bu kadar gürültü patırtı nedir? Bu gerçekten sağlık için mi yoksa bunu bahane ederek başka projeler mi uygulanıyor? Bence ikincisi…

Elbette tedbirler alınmalı hatta alınsın. Sosyal mesafe korunsun. İnsanlar tokalaşmasın, kucaklaşma sın, mesafeli dursun. Tamam.

Bu nasıl bir konuşmadır! Dün televizyonda kim olduğunu bilmediğim birisi diyor ki ‘camide namaz kılınırsa mesafeli bile durmuş olsak, sizden evvel birisi orada namaz kıldıysa ve siz de aynı yere secde ettiyseniz sizden önce namaz kılanın ağzından akan salya icabında orada kalmış olabilir ve o size geçebilir’ diyor. Bu nasıl bir konuşmadır! Hangi Müslümanın ağzından salya akıyor?  Bu nasıl bir terbiyesizliktir? Yani biz namaz kılarken ağzımızdan salya mı atıyoruz? Sen bunları köpek yerine mi koyuyorsun? Köpeğin salyası akar, insanın ağzından salya mı akarmış? Benim ömrüm camide geçti, ben böyle bir şey görmedim. Ağzından salya akan bir Müslüman, köpek mi ki bu salya akıyor. Bu nasıl kelime!

Salya kelimesini kullandı. İcabında öksürür de demiyor. “Ağzından akan salya” diyor. Biz köpek miyiz, ağzımızdan salya aksın? İşi ne hale getirdiler? Bundan sonra artık insanlar, herhalde camiye hiç gitmeyecekler? Yani bu virüs meselesi bitse bile, bunların bitirmeye hiç niyeti yok gibi. Bunu yıllarca sürdürmeyi düşünüyorlar gibi. Her devlet kendince bu krizden istifade ediyor. Her devletteki derin devlet kendince virüse dayalı planlar yapıyor. Buna karşı mücadele gerekir.

Ben bütün Müslümanları, bütün cemaatleri, bütün hocaları Ramazan’ı canlandıracak faaliyetler yapmak ve Ramazan kültürünü canlandırmak için mücadeleye davet ediyorum. Ramazan kültürünü öldürmek istiyorlar, öldürülmesine müsaade etmeyelim. Bu bizim kültürümüz, kültürümüze sahip çıkalım.

İzlemek için;

https://www.youtube.com/watch?v=XBhBnQZwtEk&feature=emb_title