Ankara Emniyetinden Haksız Gözaltı

Ankara Emniyetinden Haksız Gözaltı

Türkiye’de emniyetin tahammül edemediği özgürlük simgeli atkı sebebiyle yapılan hukuksuz gözaltılar devam ediyor. Emniyetin, “Alparslan Kuytul’a Özgürlük” yazılı atkılar ile eylem maksadı olmadan yürüyen vatandaşları çeşitli şehirlerde herhangi bir yasaklama olmadığı halde keyfi bir şekilde gözaltına alması gündeme gelmişti.

Ankara Sincan’da da eylem yada etkinlik maksadı olmadan bir araya gelen 7 bayan 2 çocuk, alışveriş yaptıkları bir mağazada gözaltına alındı. Bayanlardan birinde özgürlük simgeli atkı olduğu ancak herhangi bir eylem maksadı olmadığı halde polisin hukuksuz muamelesine maruz kaldılar.Bir atkıya dahi tahammül edemeyen emniyetin, masum insanları sert sözlerle göz altına alması pes dedirtti.

Hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan bayanların akrabaları ve arkadaşları destek olmak için emniyetin önünde beklediler. Yaklaşık 8 saatlik gözaltının ardından sağlık kontrolü için hastahaneye götürüldüler

Alışveriş yapan bayanların hiçbir suç olmadan keyfi bir şekilde gözaltına alınması, emniyet tarihine kara bir leke daha sürüldüğü kanaatini oluşturdu. Ülke genelinde çeşitli şehirlerde emniyetin hukuksuz ve keyfi gözaltılarına maruz kalan vatandaşlar hak ve özgürlüklerin bu derece kısıtlanmasından endişeli.

Polisin sert sözlerine maruz kalarak ifade için emniyete götürülen bayanlar yaklaşık 8 saatlik gözaltının ardından serbest bırakıldı.  Alışveriş yaparken TEM tarafından hukuksuzca üst aramasına ve emniyette türlü engelleme ve zorbalığa maruz kalan mağdurlar,  savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İşte pes dedirten gözaltı sonrası savcılığa sunulan suç duyurusu metninin tamamı;

26.11.2018 tarihinde saat 11:20 sularında Ankara Caddesi üzerindeki bir dükkanda alışveriş yapan 6 bayan ve iki dükkan ileride boynunda atkıyla duran bir bayan vatandaşlar tarafından yapılan bir ihbar neticesinde Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM ekiplerince gözaltına alındı. Önce üzerinde atkı bulunan kişiyi daha sonra da üzerinde atkı bulunmamasına rağmen alışveriş yapıkları dükkandan çıkan altı kişi kaba ve keyfi hareketlerle kenara çekilmek suretiyle üst aramaları bayan polisler tarafından yapıldı. Bu üst aramaları esnasında boynunda atkısı olan E.Ş hanımın eteği diz hizasına kadar kaldırılmak suretiyle zor durumda bırakıldı. Ayrıca kendisine “bu ülkede peçeyle gezmenin suç olduğu” söylendi. Kendilerine bir arama-elkoyma emri gösterilmeksizin yapılan bu işlemde alışveriş yapan altı kişinin çantaları kurcalanıp boşaltılmak suretiyle çantalarında bulunan atkılara suç eşyası olma ihtimali bulunması sebebiyle el kondu.

Emniyete götürüldüklerinde telefonlarını kullanmalarına izin vermedikleri gibi avukatları gelene kadar namaz kılmalarına dahi izin verilmedi. Haklarındaki iddialar 2911 sayılı Gösteri ve Toplu Yürüyüş Yasası’na muhalefet ve terör örgütü propagandasıydı. Terör örgütü propagandası suçunun dayanağı da “701 sayılı KHK ile terör örgütleriyle irtibatı veya iltisakı bulunması nedeniyle kapatılan Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nın kurucusu olan Alparslan KUYTUL’un özgürlüğünü istemeleri” olarak gösterildi. Avukatlarına 19.11.2018 tarihinde düzenlenmiş bir arama emri ve arama emri içindeki “suç eşyası olan veya olma ihtimali bulunan eşyalara el konabileceği” ne dair ibare olan evrak emniyette gösterildi.

Yakalama ve gözaltı evrakları düzenlenen kişilerin ifadelerinde hazır bulunmak isteyen avukatları olmasına rağmen her ifade için avukatı bekleyemeyeceklerini barodan avukat talep edeceklerini belirttiler. Gözaltında bulunan yedi kişiden dördü avukatları nezaretinde ifadelerinde susma haklarını kullandılar. Bu esnada polisler öğle namazları için gözaltındaki arkadaşlara yardımcı oldular. Ancak bu esnadaki tavırları sertti ve “bunu yapmak zorunda değiliz” diyorlardı. Diğer üç kişiden ikisi avukatı nezaretinde ifade verdi. E. Ş.’ın ifadesinin alınması esnasında eteğinin açılması konusu ve peçeyle ilgili söylenen sözlerin ifade metnine yazılması istendiğinde polis bunun konuyla ilgili olmadığını söyleyerek bunları yazmaktan imtina etti. Avukatın müdahalesi üzerine bunlar ifade tutanağına yazıldı. İfadelerin alınması süreci bittiğinde kendilerine ikindi namazı için imkan tanınacağını söyleyen bir polis memuru oldu. Bayan polis memurlarının boşa çıkmasının beklenmesini söylediler. Vakit geçmek üzere olduğundan arkadaşlar tutuldukları odada karton koliler üzerinde namazlarını kıldılar. Abdest alma ihtiyacı olan bir bayana karşı oradaki başka bir polis memuru bağırarak “Ben senin ibadetini yaptırmak zorunda değilim. Tekrar muayeneye götürülmeniz için savcıdan talimat bekliyorum sen namazdayken talimat gelirse ben seni beklemek zorunda mıyım?” dedi. Kendi arkadaşlarının namaz için yardımcı olacaklarını söyledikleri belirtildiğinde o polis memuruna da “bunlara nasıl izin verirsiniz yumuşak davranırsanız böyle olur” tarzı ifadeler kullanıldı. Yani yardımcı olmak isteyen memurlar dahi enhellendi. Halbuki Mescit ve abdesthane ifadelerinin alındığı bölümün tam karşısında arada beş metre bir mesafe bulunan yerdeydi. Nihayetinde o kişinin de namaz kılması sağlandı. Gözaltındakilere savcılıktan talimat beklendiği söylense de, emniyet müdürlüğünün önünde gözaltındaki kardeşlerini bekleyen kalabalık dağılmadığı için salıverilmedikleriyle ilgili emniyet önünde bekleyen kişilere uyarı mahiyetinde bilgi verildi. Yani aşağıda bekleyen 15-20 kişilik grup dağılmadığı için bir süre daha hastaneye muayene edilmeye götürülmeyerek özgürlüklerinden alıkonulan kişilerin 17:45 sularında hastaneye son muayeneleri için nakilleri yapıldı ve muayene raporlarının alınmasından sonra kimlikleri dağıtılarak serbest bırakıldılar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM

BİR YORUM YAZIN

Bu konu hakkındaki görüşünüzü belirtmek ister misiniz?